
ForumTURK Teknoloji Ve Bilgi Forum - CZ COMBO - Korootkit - Koxp 1527-1528 ForumTURK Teknoloji Ve Bilgi Forum Cz Combo , Korootkit Cz Combo 1527 KingKoxp 1527 Download King ,Koxp Aktif Sürüm King ,Koxp 1527, King Koxp 1528 , Tek Tik 1527 ,Koxp Charlar , Knight Online Resimleri , Knight Online Koxp,Dupe,Koxp,Download,Flim İndir |
|
| | Yazar | Mesaj |
|---|
ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:23 pm | |
| Türk müziğinin en güçlü yorumcuları arasında yer alan Ebru Gündeş 12 Ekim 1974 tarihinde İstanbul''da doğdu. Çocukluk yıllarını Şirinevler''de geçiren Ebru Gündeş, hani o her fırsatta masaya çıkıp şarkı söyleyen çocuklardan biriydi. Konfeksiyon işçisi olarak çalıştığı yıllarda sesinin güzelliğini duyan bir tanıdığın ve Neşe Demirkat''ın yardımıyla Marş Müzik Yapım ile anlaştı. Ebru bir süre Emel Sayın''a vokalistlik yaptı, bir yandan da ilk albümünün hazırlıklarına başladı.
1993 yılında çıkan Tanrı Misafiri o sıralar oldukça seyrek albümün yayınlandığı müzik piyayasında oldukça etkili oldu. Albümle aynı adı taşıyan ve yıllar önce Ajda Pekkan''ın seslendirdiği Tanrı Misafiri Ebru Gündeş''in ilk hitiydi.
Ebru Gündeş, 1994 yılında ikinci albümünü çıkardı. Tatlı Bela adlı çalışma yine yılın albümleri arasına girdi. İlkinde olduğu gibi Selçuk Tekay - Özkan Turgay ikilisinin imzasını taşıyan Tatlı Bela iyi bir çıkış parçası oldu.
Ertesi yıl çıkan üçüncü albüm Ben Daha Büyümedim, Fırtınalar adlı ilk hitiyle ses getirdi. Ebru ertesi sene bir albüm daha yayınladı. Biraz müzik dünyasının da eleştirildiği Kurtlar Sofrası Gündeş''in dördüncü albümüydü. Bu arada oyunculuk tekliflerini de değerlendiren Ebru Gündeş, albümlerinin ismini taşıyan televizyon dizilerinde başrol aldı.
Ebru Gündeş ilk kez iki yıl ara verdikten sonra yani 1998 yılında Sen Allahın Bir Lütfusun adlı albümünü piyasaya sürdü. Albümle aynı ismi taşıyan çıkış parçası yine beklenen başarıyı yakaladı.
2000 yılında hayranlarının karşısına yepyeni bir albümle çıkan Ebru Gündeş Dön Ne Olur adını taşıyan bu albümünün stüdyodaki tanıtımı sırasında, basın mensupları önünde beyin kanaması geçirdi. Bir dönem hastanede kaldıktan sonra, uzun bir süre dinlenmeye çekildi. O sağlığına kavuşmaya çalışırken albümü milyonlarca sattı. Gündeş tüm bunlardan sonra, gelirini Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Vakfı Hastanesi Reanimasyon Kliniği''ne bağışladığı ilk konserini 11 Mart 2001 gecesi Bostancı Gösteri Merkezi''nde verdi. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:24 pm | |
| ANAN ŞENSES Baba Muhsin anne Emine''den 21.8.1935 de Bursa'da dünyaya gelen, Adnan Şenses babasının memuriyeti dolayısıyla Ankara''ya taşındı. İlkokula Ankara İsmet İnönü ilkokulu''nda başlayan Şenses tahsilinin devamını İstanbul''a taşındıkları Karagümrük İlk ve Ortaokulunu tamamlayıp, ailesinin ısrarı ile marangozluk sanatına başlamıştır.
Atolye çalışmaları zamanı sesinin güzelliği ile çevresinin dikkatini çekmiş, böylece sahne ve müzik hayatı 1956 yılında başlamıştır. Süratle musiki sanatının akademik kısmına ihtiyaç duyan Şenses, Ankara Radyosunun açmış olduğu imtihana girerek pekiyi derece ile Ankara Radyosunda göreve başlamış, 16 sene görev yaptıktan sonra Radyo''dan istifa ederek profesyonel sanat hayatına atılmıştır.
Türkiye''nin en ünlü gazinolarında solistlik yapmış, 35''in üstünde film çevirmiş, plak ve kaset dünyasında Altın Plak ve çok sayıda ödüller almış, sosyal düzende dernek, cemiyet, vakıflara konserleriyle yılarca hizmetler yapmış, toplumca çok sevilen Şenses şu an TGRT televizyonunda 1 sene anlaşmalı ayda bir solo konserler yapmakta olup; sanatsal tüm faaliyetlere Mega Star olarak iştirak etmektedir. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:24 pm | |
| ALİ TEKİNTÜRE 1953 Adıyaman, Besni doğumlu şairin; Yüz tanesinin müziği kendisine ait olmak üzere yaklaşık binbeşyüz eseri kaset ve CD'lerde okundu.350 şarkısı filmlerde, elliye yakında kliplerde okundu.
Şairin eserleri; Tanrım beni baştan yarat, Baharı bekleyen kumrular gibi, Canım dediklerim, Seni yakcaklar, Sürünüyorum, Kadehi şişeyi kırarım, Aldanma çocuksu mahsun yüzüne, Anadan ayrı, Kırılsın ellerim, Senden vazgeçmem, Birisi, Gitme, Kahrolayım, Kaderi benmi yarattım, Evlat, Bir avuç gözyaşı v.b. gibi yüzlerce ölümsüz eserden oluşur..
Eserlerini seslendiren sanatçılardan bazıları: Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Bülent Ersoy, Muazzez ersoy, Zeki Müren, Müslüm Gürses, Adnan şenses, Emrah, Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz, Gülden Karaböcek, Neşe Karaböcek, İbrahim Tatlıses, Cengiz Kurtoğlu, Ebru Gündeş, Sibel Can gibi sanatçılardır. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:25 pm | |
| ALİŞAN Bingöllü bir ailenin çocuğu olarak 19 Haziran 1976'da İstanbul Kasımpaşa'da dünyaya geldi. Müzik piyasasına atılana kadar adı Serkan''dı. Müzik yeteneği, küçük yaşlarda ailesi tarafından anlaşıldı. Henüz iki yaşındayken, İbrahim Tatlıses''in Sabuha, İzzet Altınmeşe''nin Maden Dağı adlı türkülerini ezbere okurdu. Okul yıllarında öğretmenleri ders arasında Serkan''a türkü söyletirlerdi. Bu, liseyi bitirene dek sürdü.
Serkan'ın en büyük amacı pilot olmaktı ancak ÖSS''den yeterli puanı kazanamayınca bu hayali suya düştü. Lise 1. sınıftayken, babasının maddi desteğiyle ilk kasetini yaptı. Ancak bunu, gerçek bir kaset çalışması olarak kabul etmiyor. Dedesi ve dayısının yakın dostu olan, Prestij Müzik'in ortağı Hilmi Topaloğlu tarafından keşfedilen Serkan, daha sonra firmanın diğer ortakları Mahsun Kırmızıgül ve Burhan Aydemir'' in de desteğiyle ilk albümü Sana Birşey Olmasın ı 1997'de piyasaya çıkardı. Albümün çıkış parçası Kralı Gelse adlı parçayla müzik dünyasında büyük yankı uyandırdı, şarkısı dilden dile dolaştı. Alişan'ın müzikteki hedefi, her genç yenetek gibi, en iyilere imzasını atıp kalıcı olabilmek... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:25 pm | |
| ARİF SUSAM 1956 Elaziğ Doğumlu.istanbul Konservatuari Klasik Bati Müziği Bölümünde Yatili Olarak Sekiz Yil öğrenim Gördü. Piano, Sibemol Klarnet, Alto Saksafon, Tenor Saksafon Sanatçinin çaldiği Enstrümanlardir.
1977 Yilinda Askerliğini Yeniköy Kalender Orduevinde Orkestra şefi Olarak Yapti. Askerden önce çeşitli Orkestralarda Nefesli Ve Klavyeli Enstrümanlar çaldi. Füsun önal, Ersan Erdura, Esin Engin, Ertan Anapa, Nurhan Damcioğlu Gibi Sanatçilara Eşlik Etti. 1984 Yilinda '''' Efsane Aşk '''' Adli Albüm Sanatçinin Ilk Albümüdür.
Bu Güne Kadar 15 Albümü çikan Sanatçi 4 Sinema Ve Video Filminde Başrol Oynadi. En çok Satan Albümü 1984 Yilinda '''' Yildönümü '''' Bir Milyon Ikiyüzbin Rakamina Ulaşti. Ayni Zamanda Bu Albüm Sayesinde Arif Susam '' I Tüm Türkiye Ve Yeryüzünde Yaşayan Tüm Gurbetçilerimiz Tanimiş Oldu.
1982 Yilinda Tarabya''da Tek Balşina Pianosuyla Programlara Başladi Ve Köşem Restaurant'' Ta Bir Fiil 14 Yil Program Yapti. 1980 Yilinda Evlendi Ve 2 Erkek çocuk Sahibi. En Sevdiği Spor Futbol Olan Sanatçi Koyu Bir Galatasaray Taraftari. 17 Yildir Cengiz Kurtoğlu Ile çok Samimi Dostluğu Var. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:25 pm | |
| AYDOGAN TAYFUR Aydoğan Tayfur,Adana doğumlu olup,ilk,orta ve lise eğitimini yine Adana’da almıstır. Müzik dünyasıncada bilindigi gibi yine Adanalı olan Ferdi Tayfur’un abisinin oğlu yani yeğenidir.
Biraz klasik olacak ama Aydoğan Tayfur müzik hayatına çok kücük yaşlarda basladı.İlk sahne denemesi en büyük dayısının dügününde oldu.O zamanlar daha 7 yasında olmasına rağmen misafirler tarafından çok beğenilen Aydoğan Tayfur,sanatcı nın gıdası olan alkıslanmayı alışkanlık haline getirmiş gibi her sahnesinde başarılı programlar yaparak izleyiciyi kendisine bağlamayi onların taktirini almayı başarmıştır.
Müzik Hastalık Oldu
Amcası Ferdi Tayfur’la beraber oldugu yıllarında tüm yaşantısı müzikti.Yatarken müzikle kalkarkende müzikle kalkar olmuştu.
Çocukluk yıllarında saz çalmaya çok hevesli olan Aydoğan Tayfur daha o yıllarında hiçbir şekilde kurs yada ders almadan,ezberinde olan şarkıların yardımıyla bağlama çalmayı kendi kendine çözmüş; yine ilk bestesinide o yıllarda yapmıştır.
Aydoğan Tayfur, profesyonel sahne hayatında Ferdi Tayfur`la aynı sahnede O`na vokal olarak eşlik etmiş olup, o yıllarda sahne hayatını çok yakından tanımıştır. Bu yüzden verdiği koserlerde başarılı bir grafik çizmesini bilmistir. Bundan dolayıda Aydoğan Tayfur, sahnelerin aranan sanatcisi olmustur.
İlk Profesyonel Albüm ve Amcası Ferdi Tayfur
Bir süre sahne çalışmalarını kimi Türkiye kimi zamanda Avrupada sürdüren Aydoğan Tayfur kendisine gelen cazip bir teklifle kendini bir anda İstanbulda ses kayıt stüdyosunda bulmuş ve tüm şarkıların kendi beste ve sözlerinden oluştuğu ilk kaseti; Tövbe – Karagözlüm isimli albünü yapmıştır. O yıllarda büyük ilgi gören ilk kasetin ardından ikinci kaset Yakarlar gelmiştir.
Bu arada ilk kaset çalışmasını yaparken amcası Ferdi ile görüşmeler yaparak kaseti onun firması Ferdifondan çıkarmak istediğini amcasıyla beraber çalışmak istedigini O`na arzetmiş ama Ferdi Tayfur Aydoğan`ı geri çevirmişti. Konuk olarak katıldığı tv programlarında yada gazete muhabirleri tarafından Aydoğan`a bunun sebebibinin ne olabilecegi konusunda sorulan sorulara Aydoğan;“O benim amcam, baba yarısı, canım ciğerim O`nun tırnağı taşa deyse benim canım yanar,bir bildiği vardır elbet“ diyerek cevap vermiştir.Küçük yaşlardan beri O`na olan saygısını hürmetini hiç aksatmadan eksiltmeden göstermeye devam etmiş hatta kendisine destek çıkmamasına rağmen O`nu her zamanki gibi sevdiğini söyleyip arkasından eklemiştir.Her şeye rağmen "Ferdi Tayfur`un en büyük hayranı yine benim demiştir."
Albümleri
Tövbe – Karagözlüm ,Yakarlar, Kim Derdi ki, Allah Vergisi, O Şimdi Nerde, Gül Anam, Ah Bir Bilsen, ve son olarak piyasaya çıkardığı albüm Çeker Giderim... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:26 pm | |
| AZER BÜLBÜL Azer Babanın hayatı hakkında fazla bilgim yok. Sadece Almanya'' da yaşayan arkadaşımdan edindiğim ve medyadan takip ettiğim kadar ile şunları yazabilirim.
Azer Bülbül Diyarbakır'' lı olduğu ve bu noktalara gelene kadar çok zorluklar çektiğidir. Bir dönem uyuşturucu kullandığı söylenmektedir. Tabi böyle bir şey var ise iyi bir şeyler yaptığı söylenemez. Onun sanatından bahsedersek ; Daha Azer Baba ünlü olmadan ben onun kasetlerini saolasın arkadaşım her gün dinletirdi. Hoşuma gitmişti. O zaman bu adam tutulacak demiştim ki sene 1995-96 seneleriydi ki 1997 yılı Azer için ilk patlamasını yaptığı yıl oldu. Özellikle şarkıları yorumlayışı ve kendinden geçerek söylemesi tabi bu arada da titremesi çok dikkat çekmişti. Artık onun stili herkesce bilinip taklit edilmeye başlandı. Türkiye onu konuştu. Konuşmaları, davranışları kendine has bir tarzı olan sanatçı için bu olsa olsa eroinman dediler. Bence öyle bir yanlış yollara girmediği kanatindeyim. Gerçektende yorumu bence çok hoş ve ona gidiyor.
Sanatçı en büyük patlamasını Kurşun Yedim Sol Yanımdan adlı parçası ile yaptı. Sonraki albümünde ise Zordayım adlı şarkısı albümleri götüren parçalar oldu. Ama diğer tüm şarkılarıda güzel. Ama Azer Bülbül deyince herkesin ilk aklına gelen titrenip sallanması, şarkı yorumlaşı haricinde akla gelen 2 şarkısıdır. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:26 pm | |
| BERGEN 1961 Ankara doğumlu,17 yaşındayken yaşadığı mutsuz bir gönül ilşkisi yüzünden P.T.T deki işini bıraktı.Aynı yıl Ankara''da ki Feyman gece klübünde şarkıcılığa başladı,bunun ardından Mersin,Adana ve İzmirde ki bir çok gazino,bar ve pavyonlarda şarkıcılığa devam etti.
Adana''da şarkı söylediği pavyona düzenlenen bir polis baskını sırasında Halis Serbest ile tanıştı ve evlendi. Kıskançlık nöbetleriyle ve şiddet uygulamalarıyla evliliklerini tahammül edilemez hale getiren eşi 1986 yılında İzmir de ki bir gece klübünde sahnede şarkı söylediği sırada Bergen''in yüzüne kezzap attı.Tek gözünü ve yüzünün bir kısmını yitiren Bergen bu sefer ''acıların kadını'' lakabıyla oldukça tanınmış bir arabesk müzik şarkıcısı oldu.
Bir filmin baş rolünde oynayan (Acıların kadını-1986) ve 11 tane albüm dolduran Bergen uzun bir süre popülerliğini ve başarısını korudu.
Ancak eski eşi Halis Serbest yakasını hiç bir zaman bırakmadı ve 15 Ağustos 1989''da bitip tükenmeyen tehditlerin ardından 28 yaşınadaki şarkıcıyı Kayseri''de ki bir gece programından sonra arabasıyla kaçırıp Mersin''e doğru götürürken Toros Dağlarında yol kenarındaki bir restoranda tabancasıyla vurarak öldürdü.
1994 yılında hayatı baş rollerini Bennu Gerede ve Kadir İnanır''ın paylaştığı ''Aşk ölümden soğuktur'' adlı filme konu oldu. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:26 pm | |
| BÜLENT ERSOY Türk Müziği’nin yetiştirdiği en büyük seslerin başında gelen Bülent Ersoy, 1952 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Çok küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmeye başladı. Melahat Pars, Rıdvan Aytan gibi üstadlardan ve belediye konservatuarı hocalarından özel dersler aldı. İstanbul Belediye Konservatuarı’nı bitiren değerli sanatçı, aldığı akademik terbiye vasıtasıyla hem Tanrı vergisi sesini hem de müzikal tecrübelerini geliştirme fırsatı buldu.
1971 yılında Saner Plak’tan çıkan kırkbeşlik plağı ilk albüm çalışması oldu. Bu çalışmada, güfte ve bestesi bestekâr Muzaffer Özpınar’a ait “Lüzûm Lalmadı” ve “Neye Yarar Gelişin” adlı eserleri seslendirdi. Sahneye ilk adımını 1974 yılında Büyük Maksim Müzikholleri’nde attı ve müzik dünyasına bomba gibi düştü. Bu yıllardan itibaren gerek ismi gibi ‘bülend-paye’ sesiyle gerekse hanımefendi kişiliğiyle Türk halkının beğenisini kazandı.
Bülent Ersoy, ‘Müzeyyen Senar Ekolü’nün temsilcisi olarak başladığı sanat hayatında, akademik sanat kariyerinin de yüksek olması hasebiyle olağanüstü bir yorumcu ve büyük bir tavrın sancaktarı oldu. “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi”, “Dert Çekmeye Gidiyorum” gibi her okuduğu şarkıyla grafiği sürekli yukarı tırmandı. O yıllarda TRT’ye, musikimizin bahtsızlığından ötürü kenara itilmiş, klasik makamlarda eski ve kalıcı eserler yorumladı. Yetmişli yılların ortasında daha da ileri giderek; o günkü müzik piyasasında pop, arabesk ve fantezi vb. gibi ticari şarkılar revaçta olmasına karşın Itrî’nin “Tut-î Mucize-I Gûyan”ı gibi eserlerden oluşan koyu klasik bir uzunçalar yaptı. Bu ilk uzunçalar çalışması müzik piyasasında ki tüm hesapları altüst etti ve satış rekoru kırdı.
Yurtiçinde ve yurtdışında yüzlerce konser veren Bülent Ersoy, “Düşkünüm Sana”, “Yaşamak İstiyorum”, “Biz Ayrılamayız” ve “Ablan Kurban Olsun Sana” gibi satış grafiği çok yüksek albümlere imza attı. 1995 tarihini taşıyan “Benim Dünya Güzellerim”, S Müzik etiketiyle çıkan ilk albümü oldu. Selçuk Tekay’ın müzik yönetmenliğini, Özkan Turgay’ın aranjörlüğünü yaptığı albümde on şarkı seslendirdi. Aynı yıl janrına ve yorumuna uygun olarak “Alaturka 95” adında bir albüm yaparak Klasik Türk Musikisi’ne hizmetini de eksik etmedi. Muzaffer Özpınar’ın yönetmenliğini yaptığı albümde Hacı Arif Bey, Münir Nureddin Selçuk, Selahaddin Pınar, Kadri Şençalar, İsmail Hakkı Bey, Kemani Serkis Efendi gibi birçok üstâdın eserlerine yorumuyla hayat verdi. Ondört eserin yeraldığı çalışmada; “Aziz İstanbul”, “Dönülmez Akşamın Ufkundayım”, “Nerelerde Kaldın Ey Servi Nazım” gibi klasik eserlerin yanında “Alıverin Bağlamamı Çalayım” ve “Karam” adlı iki de anonim türküye de yer verdi.
Bülent Ersoy, bir sonraki çalışmasını 1997 yılında yayınladı. “Maazallah” ismini taşıyan albüm, piyasaya sürülmeden dahi yüksek siparişler aldı ve büyük yankı uyandırdı. Albümün hazırlık aşamasında bu sefer Halil Karaduman ve Osman İşmen’le çalışan sanatçı, popüler şarkılardan ve anonim türkülerden oluşan bir repertuar seslendirdi. Albüme ismini veren “Maazallah” adlı şarkısının video klibi ise büyük ses getirdi. Ondört şarkının yeraldığı albümün diğer şarkıları ise şunlar: “Yoruldum”, “Doğduğum Topraklardan”, “Sorma Gitsin”, “Gel”, “Aşk Yetmiyor”, “Dünya Zalim”, “Zalimin Zulmü”, “Karlı Kayın”, “Kırmızı Gül”, “Uzun İnce Bir Yol”, “Dağlar”, “Yüksek Yüksek Tepelere”, “Çayırda Buldum Seni”.
Otuz yıla yaklaşan sanat yaşamında pek çok ilke imza atan Bülent Ersoy, dünyaca ünlü yıldızların sahne aldığı salonlarda konser verdi. 1980 yılında London Palladium’da ve 1983 yılında Madison Square Garden’da sahne alan ilk Türk sanatçısı oldu. 30 Mart 1997’te ise Ümmü Gülsüm’den sonra, etnik müzik sazlarıyla Paris Olympia müzikholünde sahne alan ilk sanatçı oldu. Dario Moreno’dan sonra Olympia’da konser veren ilk Türk sanatçısı olan Bülent Ersoy, elli kişiden oluşan orkestrasıyla dört saat süren bir program sundu.
Bugüne değin otuzun üstünde albüme imzasını atan sanatçı, Türk Müzik Tarihi’ne ismini altın harflerle yazdırdı ve klasik, alaturka şarkılar alanında gelmiş geçmiş en önemli yorumcular arasında yer aldı. Müzik yaşamı boyunca sayısız ödül aldı. Herkesin takdirini kazanan geniş entervalli ve yüksek volümlü sesi, Japonya’da ses laboratuvarlarında yapılan testler sonucu ‘yüzde yüz kusursuz’ bulundu ve 1997 yılında Uluslararası Montu Merid Müzik Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi.
Bülent Ersoy, uzun süren sessizliğini halen hazırlığını yaptığı yeni albümüyle bozmaya hazırlanıyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:27 pm | |
| CENGİZ KURTOGLU 01.09.1959, Artvin''in Arhavi ilçesinde doğdu.Müzik yaşamından önce memleketinde bulunan çay fabrikasında memur olarak çalıştı.Daha sonra Arhavi''de Ciha Dağı Efsanesi isimli bir orkestra kurarak amatör müzik çalışmalarına başladı. Ardından 1979 yılında askere gitti ve o yıl ilk çocuğu olan Orçun dünyaya geldi.Askerliğini Ankara''da yapan KURTOĞLU bir süre memleketinde kaldı ve 1982 yılında İstanbul''a geldi. Burda amatör bir demo doldurarak ünlü plakçı Şahin ÖZER''e demoyu gönderdi ve o zamandan sonra hayatı değişti. Şahin ÖZER demoyu dinledi ve beğendi. Çıkan ilk albümüyle yüz binlerin daha sonra da albümleri ile milyonların sevgilisi oldu.
20 yıldır mutlu bir evlilik sürdüren Cengiz KURTOĞLU''nun Aylin isminde bir kız, Orçun ve Aydın isimli iki erkek çocuğu vardır. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:27 pm | |
| CEYLAN O bizim Küçük Ceylan' nımızdı. Artık Türk Halk Müziğinin gözde kadın sanatçılarından Ceylan, çocuk yaşlarda Küçük Ceylan olarak müzik piyasalarında boy göstermeye başladı ve küçük yaşına rağmen büyük başarılara imzasını attı.
Albümleri, konserleri, filmleri büyük ilgi gören Küçük Ceylan, bir anda, ülkemizde ve yurtdışında gurbetçilerimiz arasında milyonlarca hayran edindi. Geçen yıllar içinde büyüyen, evlenip Melodi adlı bir kız çocuk annesi olan Ceylan, son albümü Güldesimi, 1997''de Prestij Müzik etiketiyle piyasaya çıkardı ve büyük başarı kazandı.
Sanatçı, albümündeki Seher Yıldızı adlı türküyü, Almanya''da yaşayan kızına armağan etti. Ceylan''ın müzikteki hedefi, küçük yaşlarda yakaladığı şöhreti, gelecek yıllarda Duayen Sanatçı olarak sürdürebilmek... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:27 pm | |
| EBRU YAŞAR 8 AĞUSTOS 1977 YILINDA ADAPAZARINDA DOĞDU . ASLEN AĞRI - ELEŞKİRT - HAYRANGÖL''LÜ OLAN EBRU, BABASININ POLİS OLMASI DOLAYISIYLA AĞRI, KONYA, ADAPAZARI VE İSTANBUL GİBİ ŞEHİRLERDE YAŞADI.
1995 YILINDA İLK KASETİNİ, AYNI ZAMANDA HEMŞEHRİSİ OLAN BURHAN ÇAÇAN''IN DESTEĞİYLE ÇAÇAN PLAKTAN ÇIKARDI.
BU SAHİLDE İSİMLİ ALBÜMÜYLE MÜZİK DÜNYASINA ADIM ATAN SANATÇI, ALBÜMÜNDEKİ BÜTÜN ŞARKILAR MÜKEMMEL OLMASINA RAĞMEN BU SAHİLDE İSİMLİ PARÇASIYLA DİKKAT ÇEKTİ.
İKİNCİ ALBÜMÜ OLAN SEVENLER ÖLMEZ İLK ALBÜMÜNDEN YAKLAŞIK İKİ YIL SONRA, 1997 YILINDA YİNE ÇAÇAN PLAKTAN PİYASAYA ÇIKTI.
BU ALBÜMÜNDE DE MÜKEMMEL SLOW PARÇALAR OLMASINA RAĞMEN, BURHAN ÇAÇAN İLE DÜET YAPTIĞI YİĞİDİM PARÇASIYLA TÜM DİKKATLERİ ÜZERİNE TOPLADI.
İŞTE BU ALBÜM İLE BİRLİKTE MÜZİK DÜNYASINDA GİDEREK TANINMAYA BAŞLADI .
VEEE...İŞTE 1999 YILININ MAYIS AYI ! AŞKIM FİRMA DEĞİŞİKLİĞİ YAPARAK İDOBAY İLE ANLAŞTI VE SON ALBÜMÜ OLAN SENİ ANAN BENİM İÇİN DOĞURMUŞ İLE MÜZİK DÜNYASINA MÜKEMMEL BİR DÖNÜŞ YAPTI.
UZUN UĞRAŞLAR VE YOĞUN ÇALIŞMA TEMPOSU SONUCU ORTAYA ÇIKAN ALBÜM, MÜZİK DÜNYASINDA ZİRVEYE TAŞIDI VE ÖDÜLLER ARKA ARKAYA GELMEYE BAŞLADI.
BU SON ALBÜMÜNDE MÜZİK DÜNYASININ USTA İSİMLERİYLE ÇALIŞTI AŞKIM. TÜM ALBÜMLERİNDE ÇOK GÜZEL ŞARKI SÖZLERİ VEREN CENGİZ ALTINSOY; SIRTIMDAN VURDU İSİMLİ HARİKA PARÇASIYLA SERDEM ÇOŞKUN; YALAN VE BIRAK YAKAMI İLE UFUK ŞENPİRE; KARA GÖZLÜM ADLI MÜKEMMEL PARÇASIYLA BAYRAM PAZARCIOĞLU; KASETTE OLMAYAN FAKAT CD.DE BULUNAN SON YILLARIN EN GÜZEL SLOWLARINDAN MUTLU OLAMADIM İLE İNTİZAR; VE SENİ ANAN BENİM İÇİN DOĞURMUŞ İSİMLİ BESTESİYLE KEREM ÖKTEN. İŞTE BU USTA İSİMLER VE EBRU YAŞAR'' IN MÜKEMMEL SESİ VE YORUMUYLA, SON YILLARIN EN GÜZEL ALBÜMÜ ORTAYA ÇIKTI.
Ebru Yaşar son albümü Aşkımız Buraya Kadardan 2,5 yıl aradan sonra hazırladığı yeni albümünü Erol Köse Prodüksiyon etiketiyle müzik marketlere sundu. Ebru Yaşar Yeşillenirim adını verdiği yeni albümünde pop müzik, türkü, arabesk ve sanat müziği eserlerine yer verdi.
Alaturka ile popun mixlendiği albümünde Suat Aydoğan - Tamer Demiralp - Erhan Bayrak gibi aranjörlerle çalışan yorumcu Yaşçın Polat''a ait Ne Doktorlar Ne Mühendisler adlı şarkısı ile de dikkatleri çekecek gibi. Ebru Yaşar''ın albümde 4''ü kendisine ait toplam 16 şarkı yer alıyor... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:28 pm | |
| FERDİ TAYFUR 1948 yilinda Adana Hürriyet Mahallesi''nde dünyaya geldi. Ünlü tiyatro ve düblaj sanatçisi Ferdi Tayfur hayrani olan baba Cumali ortanca ogluna Ferdi Tayfur adni koyar. En büyük istegi Ferdi''nin iyi bir tahsil görmesidir. Ancak, babasinin öldürülmesi, Ferdi''nin okul hayatinin yarida kesilmesine neden olur. Okulu birakmak zorunda kalan Ferdi, çiftlikte çalisarak ailesinin geçimine katkida bulunur. Genç Ferdi daha 16 yasindayken Sarkici olmak hayaliyle Adana''dan Istanbul''a gelir. O yillarda çocuk sarkicilara pek ragbet bulunmadigindan, kendini ispatlayamayan Ferdi Tayfur, tekrar Adana''ya döner ve çiftlikte traktör soförlügüne devam eder.
Bütün günü Çukurova''da Pamuk tasimakla geçen Ferdi Tayfur''un gönlünde alevlenen Sarkicilik atesi bir türlü sönmez. Sarkici ve söhret olamk ümidiyle için için yanmaktadir soför Ferdi. 1968 yilinda tekrar Istanbul''a gelir ve Seda Plak ile iki plaklik anlasma yapar. Ancak yaptigi iki 45''lik de Hayal kirikligidirdir Ferdi için. Her defasinda karsisina sanssizlik çikmaktadir. Büyük ümitsizlik içinde yeniden Adana''ya döner ve çiftlikteki islerin basina geçer. Aradan üç yil geçtikten sonra yaptigi Huzurum Kalmadi adli plak da satilmaz. Ancak Yilmadim, inatla çalismaya devam ettim. Traktör basinda bile sarki besteliyordum diyor Ferdi Tayfur. 1973 yilinda Görsev Plak adina yaptigi Kir Çiçekleri adli 45''lik, ancak Ferdi''nin geçimini saglamaya yeter. Ama aradigi, istedigi çikisi bir türlü yapamaz. Yalniz, basindan beri yakasini birakmayan Sanssizlik bu kez Ferdi''nin pesini birakmisti. Sans ibresi artik Ferdi''den yana dönmekteydi.
Satilan her plak basina 1 lira alan Ferdi Tayfur geçim zorluklari içinde nisanlanir ve kisa bir süre sonra evlenir. 1974 yilinda yaptigi Bana Gerçekleri Söyle adli 45''lik ile adini yavas yavas duyurur Ferdi Tayfur. Çocuk yasta yoksullugun bütün acisini benliginde hisseden Ferdi Tayfur, ailesine, kardeslerine ve cezaevinde olan agabeyisine bakmak için daha büyük bir hirsla sarkiciliktaki iddiasini sürdürme savasina girer.
Bana Gerçekleri Söyle ile piyasada adini duyuran Ferdi Tayfur, 1975 yilinda Elenor Plak''a transfer olur. Önce Birak Su Gurbeti, ardindan da Çesme adli sarkisi ile adini duyuran genç sarkici zirveye adim adim yaklasir. Çesme ile söhret basamaklarini ikiser ikiser tirmanan Ferdi Tayfur''a sinema kapilarida açilir. 1976 yilinda Çesme filmini çekerken Necla Nazir ile tanisir ve ona asik olur.
Adini Arabesk müzigin Devleri arasina yazdiran Ferdi Tayfur, gazino neonlarinin bas kösesindeki yerini de kisa zamanda alir. Gazinocular, filmciler ve plak yapimcilari Adana''nin bu bagriyanik sarkicisinin kapisini asindirir. Allah Yürü ya kulum demistir. Ferdi de yürümeye devam eder. Çesmeden sonra yaptigi Derbeder, Benim Gibi Sevenler, Yadeller, Son Sabah, Boynu Bükük, Olmaz Olsun, Yuvasiz Kuslar, Batan Günes, Huzurum Kalmadi, Günaha Girme, Kalbimdeki Aci, Sen de mi Leyla, Yakti Beni, Insan Sevince, Durdurun Dünyayi, Bir Damla Ates, Bende Özledim, Herseyim Sensin, Utaniyorum, Çilgin Arzular, Haram Oldu, Içimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Topragin, Sevgiler Çiçek Gibi, Affet Allah''im, Naz Etme-Canina Okuyacagim, Allah''im Sen Bilirsin, Hosçakal Leyla, Bizim Sokaklar, Bana da Söyle, Emmoglu, Mor Güller, Dünya, Of Daglar ve Yoksun-Kör Talih gibi kaset ve filmleriyle milyonlarin gönlünden ve dilinden düsmeyen ünlü bir sanatçi oldu.
Dillere düsen sarkilarini sinemada ayni isimle filme çeken Ferdi Tayfur, çok sayida film çekti. Sarkicilik, sinema oyunculugunun yanisira, yönetmenlik arzusuyla yanip tutusan Ferdi Tayfur, su filmleri yönetti: Haram Oldu, Içimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Topragin, Canina Okuyacagim, Sevgiler Çiçek Gibi ve Affet Allaim.
Yaklasik 40 kaset ve 30''un üzerinde film yapan ünlü sanatçi 9 kez Altin Plak ödülü aldi. 1982 yilinda kendi adina Ferdifon Plakçilik sirketini kuran Ferdi Tayfur''un ilk evliliginden 3 çocugu, yaklasik 25 yildir birlikte oldugu sinema oyuncusu Necla Nazir''dan da bir kizi bulunuyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:28 pm | |
| GÜLDEN KARABÖCEK 4 Kasım 1953 tarihinde Ankara'da dünyaya gelen Gülden Karaböcek, arabesk ve fantazi müziğin ilk isimlerinden, çok iyi bir sese sahip ayrı bir tarzda kendine özgü şarkılar yapan sanatçılarımızdan birisidir. Pek çok tarzda müzik icra edebilme yeteneğine rağmen asıl ününü fantazi şeklinde tanımlanan kendine özgü arabesk şarkılarından kazanmıştır.Orijinal adı Saniye Gülden Göktürk olan sanatçı, ablası Neş'e Karaböcek'in sahnede ve plaklarında kullanarak meşhur ettiği Karaböcek soyadını 1971 yılında mahkeme kararı ile almıştır.İlk plağını 14 yaşında Pathé adlı firma hesabına dolduran sanatçımız sırasıyla Pathé, Şah, Elenor, Oscar ve Düzgit plak şirketleri hesabına 20 adet 45'lik ve 9 adet LP doldurmuştur.Aziz-Jet-Sedef adlı şirket hesabına 5, Düzgit hesabına 1 albüm daha yapmıştır.Bir zamanlar çok meşhur olmuş, dilek taşı, sürünüyorum, kırılsın ellerim, küstüm sana dünya, mahşer gününde, sen evlisin, duyar mısın feryadımı, hasret pınarı, bir mucize Allahım, mutluluğa geç kaldım, kısmetse olur ve daha birçok eserde besteciliği vardır aynı zamanda 1987 yılında bir mucize Allahım albümüyle Türkiye'nin ilk cd'sini çıkartan sanatçımız,1990 lı yılların başlarına kadar aktif olarak profesyonel müzik yaşantısını başarılı bir şekilde sürdürmüş, son yıllarda müziğe uzun aralar vermiştir. 1978,1985,1986 yıllarında çektiği 6 adet de filmi vardır.Yaptığı albümler kadar seçme eserlerden oluşturulan nostalji kasetleri de basılmıştır. Ülkemizin en değerli ses sanatçılarındandır.Besteci kimliğiyle MESAM üyesidir.Bağlama, gitar ve piyano da çalabilmektedir.Son albümü 2001 yılında çıkan Güldence olup, 2004 yılında Murathan Mungan'ın tribute albümüne otel odaları adlı şarkı ile katkıda bulunmuştur.İstanbul'da yaşamakta olup, Atilla Alpsakarya ile olan ilk evliliğinden 1979 doğumlu Alpay adlı bir erkek ve Recep Armağan Düzgit ile yaptığı ikinci evliliğinden 1988 doğumlu Nur adlı bir kız çocuk annesidir.
bir zamanlar en az ablası kadar ünlü olmuş ve müziğe en az ablası kadar büyük katkıları olan kadife sesli çok değerli bir müzisyendir. Ayrıca 70 li yıllarda bazı türkülerimizi çok iyi bir şekilde okumuş düzenlemelerde bile eserlere katkıda bulunmuştur. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:28 pm | |
| GÜLÇÜ SOYDEMİR 1977 İstanbul doğumlu. Aslen Erzincanlı olan Güçlü iki çocuklu bir ailenin en küçüğü... İlkokulu Gazi Osman Paşa Dobruca okulunda okudu.Orta öğrenimini ise Kadriyörük okulunda tamamladı.Orta öğreniminden sonra babasının sahibi olduğu müzik markette bir süre çalıştı. Müziğe olan ilgisi ailesinden gelen Güçlü 89''lu yıllarda Unkapanı''nda Uğur Bayar''ın yanında 5 sene kadar çalıştı.Bu 5 senelik zaman içinde müzik piyasasında birçok insan tanıdı. Müzisyeninden bestecisine söz yazarından prodüktörüne ve Anadolu''daki firmalara kadar birçok insanı tanıyarak müziğe olan ilgisi de bu şekilde arttı. Bu ilgisi onu Prestij Müziğe kadar getirerek profesyonelce müzikle tanışmasının ilk adımı oldu. Burhan Aydemir''in kendisini dinleyip beğenmesinin ardından Uğur Bayar ile kaset çalışmalarına başlamıştı.Artık müzik dünyası onu sesi ile de tanıyacaktı. Güçlü 8-9 aylık bir süre içerisinde büyük bir özenle hazırladığı ilk albümünde sesini duyguları ile bütünleştirerek her kesimden insana ulaşmayı amaçlıyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:29 pm | |
| GÜLER IŞIK Urfa'da doğan, fakirlik ve yoksulluk büyüyen sanatçı, hayatının acılı yanlarını şöyle özetliyor. Fakir bir ailemiz vardı. Çok yoksulduk. Evin geçimini babam ayakkabı boyacılığı yaparak temin etmeye çalışırken, bende başak biçip, dağlarda kışlık odun topluyordum. Geçim sıkıntısından dolayı Gaziantep''''e taşındık. Ayağımda ne bir ayakkabı, nede sırtımda bir kıyafetim oldu. Ama hiçbir zaman isyan etmedim var olanla mutlu olmaya çalıştım. Hepsinden önemlisi umudumu yitirmedim. Köyde yetiştiğim için, iyi ata biner ve silah kullanırım. diyen sanatçı sözlerine şöyle devam ediyor.
Babam benim sanatçı olmamı istiyordu. Beni Gaziantep Halk Evi''''ne götürdü burada, 2 yıl halk müziği dersleri aldım. Ardından çay bahçelerinde program yapmaya başladım. 1977 yılında Ankara''''ya taşındım. Ankara Radyo''''sunun açmış olduğu, amatörler yarışmasını kazandım. Kasetim yoken televizyona çıktım ve böylece plakçılardan kaset için teklif geldi. 14 yıl evvel başlayan profesyonel müzik hayatına böylece adım atmış oldum.
Yıllardır zirveye doğru ağır ama emin adımlarla yürüyerek gelmeyi başaran ender sanatçılardan birisi GÜLER IŞIK yıllar önce, AYIRDILAR SEVENLERİ adlı ilk kasetiyle müzik dünyasına merhaba dedi. Ardından YALNIZIM ve ANILAR gibi zamanın en çok satan ve büyük bir beğeni kazanan albümlere imzasını attı. Aradan geçen 14 senenin sonunda 15. albümü OLSUN BE YAR adlı kasetiyle başarı grafiğini zirveye taşıyan IŞIK, 2 yıl aradan sonra sevenlerin karşısına yepyeni bir albümle çıkmanın heyecanını yaşıyor.
Sanatçının aynı zamanda 3 sinema filmi bulunuyor. Yılmaz Zafer''''le oynadığı SEVMEK NEYE YARAR, Eşref Kolçak ve Behçet Nacar''''la başrollerini paylaştığı ACILAR ve ALİ KARAGÖZ''''le oynadığı GÜLOM.
Güzel sesli sanatçının hayat felsefesi PALYAÇOLUĞA dayanıyor.Sanatçı bu konuda şöyle konuşuyor: Yüzümde hep bir palyaço maskesi var. Biliyorsunuz palyaçonun yüzü hep güler, aslında zaman zaman içi kan ağlıyordur. ama bunu asla çevresinkilere, seyircilere hissettirmez.
Örf ve adetlerin zamanla unutulduğuna dikkat çeken sanatçı, ananelerimiz, geleneklerimiz çok önemli ve çok kutsal değerlerdir. Fakat, yeni yetişen gençler batıya özenmiş durumda, aileler çocuklarını, kendi kültürümüz olan, öz müziğimiz, Türk Halk Müziği''''ni aşılasınlar. Bunun eğitimini vermelidirler. Çünkü, eğitim her safhada olmalı, müzikte de dahi eğitim vardır. O yüzden, örf ve adetlerimiz kaybolmasın yaşasın.
Çok duygusal olduğunu belirten güzel sanatçı, yalanı sevmem, ihaneti affetmem, riyakarlığı hiç affetmem. diyor. ve sözlerine ekliyor. Düşündüğümü veya söylecek bir sözüm varsa söylerim. Dobra bir insanım. Politik değilim. Duygularımı, hislerimi en güzel okuduğum şarkılar ve türkülerle ifade edebilirim. Kasetimdeki parçaları dinleyenler beni tanır. Gizemli yanım yok, çok netim.
Sanatçı işlerinin dışında, kitap okumayı, yemekleri karıştırıp üstlerine kaşar peyniri dökerek çeşitli yemekler icat etmeyi çok seviyor. Ama önce temizlik sonra yine temizlik diyen ve çok titiz olduğunu belirten sanatçı spor içinde önemli bir vakit ayırıyor.
Hayranlarının kalbine kurduğu tahttan hiç inmeyen sevilen sanatçı GÜLER IŞIK; umutlarınızı yitirmeyin, umutlar yüreğinizde hiç solmayan bir çiçek gibi açsın diyerek sözlerini bitiriyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:29 pm | |
| HAKAN ALTUN Hafız Zeki Altun''un torunu olan Hakan Altun, 1972 yılında İstanbul''da doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı''na girdi.Orta, lise ve yüksek öğrenimi aynı okulda tamamladı. İTÜ''de master yaptı 1994''te Edirne Devlet Türk Müziği Toğluluğu''nda ud çaldı. 1999 yılında kendi adını taşıyan ilk solo albümünü çıkardı. Hakan Altun ; Cengiz Kurtoğlu, Bülent Serttaş, Hande Yener, Sinan Zorbey,Kibariye, Muazzez Ersoy, Ufuk Yıldırım, Elif karlı, Alişan, Soner Arıca, gibi ünlü sanatçılara eserlerini verdi.
Eğlence dünyasında albüm performansını sahneye yansıtan ender sanatçılardan biri olan Hakan Altun, yeni albümü ile birlikte sahne çalışmalarına yine yoğun bir şekilde devam edecek. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:30 pm | |
| HAKKI BULUT 03-02-1945 doğumlu olup. İlk okul 5’e kadar doğduğu köyde, ortaokul 1. sınıfı Tunceli, ortaokul 2. sınıfı Mazgirt daha sonra Adana’ya göçtü ve ortaokul 3. sınıfı Ceyhan’da bitirdi. Adana Erkek Lisesi mezunu daha sonra dışardan Adana Öğretmen Okulunu bitirdi.
Öğretmenliğe başladığı bu yıllarda babasının saz çalmasının etkisi ve müziğe küçük yaşta olan ilgisi sebebiyle müzikle de uğraştı. 1969 yılında Adana’da yapılan Altın Ses müsabakasında 1. olarak ilk plak çalışmasına başladı. İlk beste ve güftesi olan “İkimiz bir fidanız” isimli eserini okudu.
Bu eseri 2 yıl sonra müsaade vererek bir çok sanatçının seslendirmesine olanak tanıdı. (örneğin: Tülay Özer, Kamuran Akkor).
Sanatçımız bu yıllarda yaptığı başta Ben Buyum, Falcı, Ben Köylüyüm, Dokunmayın Dünyama gibi eserlerle bugünkü arabesk müziğinin ilk temellerini 1969 yıllarında atanlardan biri olarak bu güne kadar 47 kaset, 660 eser, 6 Altın Plak, 1 Altın CD, Ben Tövbemi Geri Aldım, Son Mektup isimli Long Play çalışması ile Altın Long Play ödülünü aldı.
1988 yıllarında ise arabesk arabesk müzikteki bazı olumsuzlukları eleştirenler, Kültür Bakanlığınca ve ülkede yarattığı olumlu olumsuzlukları incelenmek amacı ile Kültür Bakanlığının tertiplediği kongrede konuşmacı olarak bulunan Hakkı Bulut’tan arabesk bir parça (örnek olması amacı ile) istendi. Sanatçı Seven Kıskanır isimli şarkısını bakanlığa sundu. Büyük beğeni ve ilgi gören bu eserle ilk kez TRT’nin kapıları resmi olarak Hakkı Bulut’a açıldı. Bu şarkı TRT ekranlarında halka ve A.T.M.’ de (Atatürk Kültür Merkezi) basına sunuldu.
Halk müziği motifleri üzerine temel kuran sanatçının müziği 32 yılda ne bir benzeri nede bir taklidi mümkün olmamış, ülkenin müziğinde bir ilk olarak çıkmış beste, güfte ve sesi ile devam etmektedir.
Halkın büyük bir kesimi tarafından tanınsa da Anadolu’da öğretmenlik yaptığı yıllar ve İstanbul’dan uzakta kalışı nedeni ile kaset ve eserleri dinlenirken, medyadan hep uzak kalmanın sıkıntılarını da yaşamamış değildir.
Bütün beste ve güfteleri kendisine ait olan sanatçı 10 sinema filminde de oynamıştır..... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:30 pm | |
| HATİCE HATİCE ÇARPAR Bugünlerde müzik sektöründe Hatice Fırtınası esiyor..Ulusal ve yerel kanallarda sıkça gösterilen klibi ile , henüz genç yaşına rağmen usta yorumu ve çarpıcı fiziğiyle bütünleştirdiği özgün danslarıyla Hatice Çarpar izleyenlerin adeta kanını kaynatıyor. Yıllardır bildiğimiz türküleri Batı soundu ile birleştiren ancak söz ve müziğinde değişiklik yapmayarak yorumlayan Hatice Çarpar bu tarzda yapılmaya çalışılan yapımların arasından kısa sürede sıyrılarak zirveye doğru emin adımlarla ilerliyor..
Dilerseniz Hatice''yi kendi sözleriyle tanımaya çalışalım.. Selam Ben Hatice.. Ailem 1965 yılında İzmir''in Narlıdere İlçesine yerleşmiş. Bende 6 Aralık 1978 yılında burada doğdum. Üç erkek dört kız yedi kardeşiz. İzmir Belediyesi''nden emekli olan babamda müziğe meraklıymış, hatta bir ara yarım kalan bir de kaset doldurma girişiminde bulunmuş..İlk öğrenimimi Narlıdere İlkokulu''nda yaptım. Ne var ki daha sonra çeşitli nedenler yüzünden öğrenimime devam edemedim. Müziğe olan aşırı tutkumdan dolayı aile toplantılarında ve düğünlerde sıkça şarkı söylettirirlerdi bana..Ancak bunu bana para karşılığı yapmadım. Bir süre sonra ailemin geçimine yardımcı olmak için bir firmada sekreterlik yapmaya başladım. Bu arada müzikle birlikte dans etmeyi de çok seviyorum, hatta İzmir''de düzenlenen bir dans yarışmasında birinci oldum. 16 yaşındayken Narlıdere Belediyesi''nin düzenlediği Narlıdere Çiçek ve Kültür etkinliklerinde güzellik yarışmasında birinci oldum. Bu yarışmadan sonra mankenlik teklifleri gelmeye başladı. Fakat benim gönlümde yatan aslen müzik olduğu için bu teklifleri kabul etmedim.
1995 yılında İstanbul''a geldim ve İner misin Çıkar mısın adlı yarışmada müzik dalında iki kez birinci oldum..Bu birincilikler benim kendime olan güvenimi artırmaya başlamıştı. ATV Televizyonunun bana yapmış olduğu teklifle Çürük Elma adlı yarışma programının sunuculuğu için yapılan elemelerden 70 kişinin arasında birinci oldum ve programın sunucusu seçildim. Müziğe olan ilgimin daha ağır basmasıyla 1996 yılında Eyüp Musiki Cemiyeti''ne kayıt oldum ve Nejat Yertut''tan ders aldım. Kursa 1998 Ekim ayına kadar devam ettim Daha sonra bir süre Arif Sağ Müzik Okulu''na devam ettim Amacım müzikte kalıcı olabilmek ve çok sevdiğim aileme yardımcı olabilmek. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:32 pm | |
| İBRAHİM ERKAN Erzurum’un Narman İlçesinde doğdu. Altı kardeşin en büyüğüdür. Babası Ziraat işçiliğinden emekli annesi ise ev hanımıdır. İlk ve Orta öğrenimini Narman’da 18 Mart İlköğretim okulunda, liseyi de Narman lisesinde tamamladı. Müziğe, kendi kendine daha ilkokulda bağlama, mandolin ve flüt çalarak adım attı.. Liseden sonra Ankara’da Musa Eroğlu Müzik Eğitim Merkezi’nde solfej ve nota dersleri almaya başladı.; geceleri ise Ankara’nın çeşitli yerlerinde sahne alıyordu.. Askerliğini 1987 - 88 yıllarında İstanbul Yeniköy Kalender Ordu Evinde solist olarak bitirdi ve Erzurum’a geri döndü. Ancak kısa bir süre sonra bir pantolon bir ceket bu defa başka amaçlarla İstanbul’a hareket etti.
İstanbul’da Nişantaşı‘nda garsonluk yaparken bir yandan da “Telden Dile Müzik Merkezi”nde eğitimine devam etti. 1991 yılında Piyanist ve Udi olarak sahneye çıkmaya başladı. 1992 yılında Tekirdağ ve Kumbağ ilçesinde aynı şekilde bir yıl çalıştı. Bu esnada ilk albümü TUTKU’nun şarkılarını tamamladı. 1992’nin sonunda Tekirdağ’dan İstanbul’a dönüp “Telden Dile Müzik Merkezi”ndeki öğretmen arkadaşları ile Tutku albümünü yaptı. Elinde hazır albümüyle hayatında ilk kez Plakçılar Çarşısına gitti.
Eserlerini bir çok plakçıya dinletmesine rağmen olumlu bir sonuç alamadı. Vazgeçip Erzurum’a dönmek üzereyken rastlantı sonucu İskender ULUS’la tanışan İBRAHİM ERKAL’ın, gerçek müzik kariyeri başlamış oldu. “TUTKU” albümü çıktıktan sonra solist olarak çalıştığı Merhaba Restoran’daki işini bırakıp, yeni albüm ve yeni bestelerine konsantre olmak üzere kolları sıvadı. 1994’te İkinci albümü “SIRA BENDE - AKLIMDASIN” ı piyasaya çıkardı. Televizyonların, radyoların kapıları bu albümdeki hit şarkılarıyla açıldı ( KAHRETSİN AKLIMDASIN, SEVMESENDE OLUR , BEKARLIK, İNSAFSIZ vs. ). Hemen ardı sıra “GÖNLÜNÜZE TALİBİM” adlı üçüncü albümü çıktı. Tüm Türkiye’yi saran “CANISI” şarkısı ile Canısı akımı başladı. Aynı albümden daha birçok eseri dillere dolandı. (YALNIZIM , UNUTMAYACAĞIM, ADAM GİBİ , ERZURUM’A GEL, BENDE İSTEREM, A BEBEĞİM vs. )
90 dakikalık Temel GÜRSU’nun yönettiği “CANISI” filmi ve ardından 26 bölümlük “CANISI” dizisi televizyonlarda rating rekorları kırarak defalarca yayınlandı. Bu süre zarfında İbrahim Erkal besteleri, şarkıları Müzik Piyasasında aranılan melodiler olmaya başladı. Zara, İzzet Yıldızhan, Vahdet Vural, Zeynep, Murat Yıldız, Kader, Hülya Avşar, Metin Şentürk, İbrahim Tatlıses, Ayhan Aşan, Yudum, Umut Yılmaz, Burhan Çaçan sanatçının eserlerini verdiği isimlerden bazıları oldu. 1997’de “SIRILSIKLAM” adlı dördüncü albümü ile olağan üstü satış grafiği yakaladı. Akabinde Temel GÜRSU’nun yönettiği 32 bölümlük “SIRILSIKLAM” dizisi ile başarısını devam ettirdi.
“DE GET YALAN DÜNYA” Beşinci albümüydü. ERKAL bu albümde NASIL SEVMİŞTİM, DE GET, SEVİN GÖNÜL gibi kendi eserlerinin yanı sıra SARI GELİN , HELE DADAŞ gibi halk Türkülerini yorumlayarak çıtasını hiç düşürmedi. Başarılarını 2001 yılında çıkan “SU GİBİ” albümü ile pekiştirdi. 2002’de “BEN BU ŞÖHRETİ SEVMEDİM” adlı şiir kitabı ve aynı yıl AŞK NAĞME” adlı 7. albümünü çıkardı. Sanatçı, bir Mevlana ve Yunus aşığı olup, tasavvufla her zaman yakınen ilgilendi ve her zaman bu felsefeyi şarkılarıyla hayatına yansıttı.
Hobileri arasında seyahat etmek, fotoğraf çekmek ve bahçesi ile ilgilenmek yer almaktadır. Bunun akabinde fobileri ; yükseklik ve aşırı hızdır..
Ekim 2003’te dünya evine girdi, Temmuz 2004’te Dilara isimli bir kızı oldu.
İbrahim Erkal 2004 yılında en iddialı albümlerinden biri "Gönül Limanı"nı müzik marketlere sundu... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:32 pm | |
| İBRAHİM TATLISES İbrahim Tatlıses 1954 yılında Şanlıurfa`da doğdu. Sanatçının çocukluğu hep yokluklarla geçmişti. Sesinin güzel olması nedeni ile yöreye has `Sıra Geceleri`nde hep büyüklerinin yanında türküler okumuştur. İbrahim Tatlıses`i yöredeki herkes güzel ve yanık sesi ile tanımıştır. Belirli bir zaman sonra ailesi ile birlikte İstanbul`a göç etmeye karar verir. İstanbul`a gelen Tatlıses ve Ailesi burada bulunan akrabalarını yanına yerleşir ve bir çok işlerde çalışır, leblebi satıcılığı, inşaat demirciliği ustalığı gibi. İbrahim Tatlıses bir zaman sonra hayatı boyunca örnek aldığı adam Yılmaz Güney gibi olmaya karar verir.
Yaklaşik otuz yil önce inşaatlarda işçilik yapan karayağız bir gencin, hem müzik hem de iş dünyasi anlaminda tırnaklarıyla kazıya kazıya zirveye tırmanmasının hikayesi… Yedi çocuklu kalabalık ve fakir bir ailenin çocuğuydu. Çocuk yaşlarda çalışmaya başladı, yaşamin agir yükünü omuzladı. İnşaatlarda soğuk demir ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söyleyen bu muazzam sesi duymasıyla birlikte şöhret yolu açılmış oldu. Önce Adana`da ardından Ankara`da çeşitli gazinolarda sahne aldi. Sesinin güzelliğini dinleyenler vasıtasıyla şöhreti dilden dile yayıldı. Yetmişli yillarin ortalarina dogru Istanbul`a geçerek orada sahne almaya başladi. Şansını denemek isteyen Tatlıses Ailesinin ve çevresinin yardımıyla ilk kasetini çıkarır. Bu albüm onu şöhrete ulaştıracak olan kapıları ardına kadar açmıştır. `Ayağında Kundura` ile müzik dünyasına bomba gibi düşer. 1977 yılında çıkardığı `Ayağında Kundura` adlı kırkbeşlik plakla tüm Türkiye`ye sesini duyurdu. Ardından `Sabuha`, `Dom Dom Kurşunu`, `Bir Mumdur` gibi türküleriyle Türkiye`nin gelecekteki müzik hayatında sarsılmaz bir yere sahip oldu. İbrahim Tatlıses çıkardığı kasetten sonra sinemayada el atar. Sanatçı yaptığı her işte başarılı olmanın sırrını öğrenmişti. Ve artık ne yapsa başarılı oluyordu. Halkın bitanecik İbo`su olmuştu. Her kaseti satış rekoru kırıyordu. Filimleri en çok izlenen filmler arasında yer alıyordu. Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri onunla tanıştı. Yunanistan`dan Suudi Arabistan`a, Almanya`dan Afganistan`a çok geniş bir coğrafyada, milyonlarca hayran edindi. Kasetleri ve posterleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödülün sahibi oldu. Seksenli yıllarda çıkardığı `Allah Allah`, `Kara Zindan`, `İnsanlar` ve `Fosforlu Cevriyem` gibi albümlerinin satışı milyonları aştı.80`li yıllar İbrahim Tatlıses`in yılları olmuştu. Sanatçı 90`lı yıllarda olgunluk devrine girmiştir. Artık sarsılmayacak kale olmuştur. Türkülerden Arabesk`e geçmiştir.90`lı yıllar aynı zamanda Tatlıses için ticaretin başlamış olduğu yıllar olmuştu. Tatlıses Turizm, Tatlıses Lahmacunculuk, Tatlıses Otelleri gibi birçok şirket kuran sanatçı şarkıcılığından kalan zamanlarda bunlarla uğaşmayı tercih ediyordu. İbrahim Tatlıses, 1991 yılında müzik sektörünün kurumsallaşmasında ilk adımı atan Raks Müzik`le anlaşti. Ve ertesi yıl `Ah Keşkem` adlı albümüyle çıktı hayranlarının karşısına.
Uğur Bayar ve Mustafa Özhan ikilisinin müzik yönetmenliğini yaptığı albüm, söz ve müziği kendisine ait `Ah Keşkem`le çıkış yaptı. `İki Gözüm İki Çeşme` ve `Yar Diline` gibi popüler parçaların yanı sıra kendisine ait eserleri yorumladı. 1993 yılında çıkardığı albüm ise `Mega Aşk` adını taşıdı. Mustafa Özden`in yönetmenliğini ve aranjörlüğünü yaptığı albümde Selami Şahin`e ait `Seni Sevmediğim Yalan`, `Akşamdan Akşama`, `İçem Diyorum`, `Bu Nasıl Güzel`; Yusuf Hayaloğlu`na ait `Dağlarda Kar Olsaydım`; Ali Gencebay`a ait `Çakmak Çakmağa Geldik`; Arif Sağ`a ait `Kötü Kader`; Hasan Kaplan`a ait `Yürüyorum Dikenlerin Üstünde`; Mehmet Arslan`a ait `Ben Ne İnsanlar Gördüm` ve kendisine ait `Mega Aşk`, `Sen Sen`, `Derya` adlı onüç parça yorumladı. 1994 tarihini taşiyan `Haydi Söyle` albümü Burhan Bayar, Arif Sağ, Özkan Turgay ve Zafer Dalgıç`tan oluşan uzman bir kadro eşliğinde hazırlandı. `Haydi Söyle`, `Nankör Kedi`, `Saza Niye Gelmedin`, `Tombul Tombul` gibi parçalar büyük beğeni kazanırken, Tatlıses köklerini de unutmayarak `Maraş Maraş` adlı derlemesini seslendirdiği Kazancı Bedih`i de müzikseverlere tanıtmış oldu. İbrahim Tatlıses, adıyla birlikte anılan ve eski kırkbeşliklerde kalan ünlü parçalarını, 1995 yılında `Klasikleri` adını taşıyan albümde biraraya getirdi. Günümüz teknolojisinden yararlanılarak alt yapısı hazırlanan albümde, eski parçalarını yeniden seslendirerek hem yeni kuşağın eski Tatlıses`i tanımalarını hem de hayranlarının piyasada kaydı olmayan bu şarkıları arşivlerine katmalarını sağladı.
`Ben De İsterem` adını taşıyan 1996 tarihli albümüyle yeni bir satış rekoruna imza attı. Sendur Güzelel`in yönetmenliğini, Osman İşmen`in aranjörlüğünü yaptığı çalışmada yer alan `Fırat` türküsüyle uzun süre listelerde kaldı. `Allahım Neydi Günahım`, `Yakamoz`, `Yol Ver Dağlar` gibi popüler parçaları kendisine has üslubuyla yorumlayarak 1996 ve 1997 yılında sayısız ödülün sahibi oldu. Hızını kesmeyerek ertesi yıl `At Gitsin` albümünü piyasaya sürdü. Albüme adını veren parça başta olmak üzere tüm parçaları yine Türk halkının diline dolandı. Tatlıses, bu albümde pop müziğin ünlü isimlerine ait parçaları da seslendirdi. Kayahan`ın `Odalarda Işiksizım`, Sezen Aksu`nun `Erkekler` ve Yıldız Tilbe`nin `Anam` adlı parçalarını yorumladı. `Bi Tanem`, `Güneş Doğmuyor` ve `Ağlıyorum Kahrımdan` adlı parçalarını seslendirdiği yeni bir yeteneği, Cengiz İmren`i müzikseverlere tanıttı. İbrahim Tatlıses, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca çevirdiği sinema filmleriyle de çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtladı. Sinemanın baştan sona her alanında yeteneklerini sergiledi. Talk show programları hazırladı, çeşitli sanatçilarin video klip yönetmenliğini yaptı. Tatlıses, bugün, yalnız sanatçı kişiliğiyle değil, yanında çalıştırdığı ikibin kişiyle ve hâlâ insanlara iş alanlari açan başarili işadami kimligiyle de Türkiye`nin sayili isimleri arasinda yer aliyor. Yönetmen, oyuncu, senarist, söz yazarı, besteci ve yorumcu İbrahim Tatlıses`in sahip olduğu şirketler grubu; gıda, film, prodüksüyon, turizm, havacılık ve yayıncılık dallarında faaliyetlerini sürdürüyor.
Sanatçının Şanlıurfa`dan bulunan eşinden 1 erkek ve 2 kız, sinema sanatcısı Perihan Savaş`tan bir kız ve şu an hayatını paylaştığı Derya Tuna`dan ise 1 erkek çocuğuna sahiptir. Sanatçı hayatı boyunca inandığı şeyler uğruna savaş vermiş ven bunları başarmıştı. Bu kadar ünlü olmanın tek sebebi bu olsa gerek. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:33 pm | |
| KAMURAN AKKOR 60 ortalarında, "Gönül Akkor'ın kız kardeşi" olarak basının ilgisini üzerine çekmiş olan Kamuran Akkor'un yükselişi, 1967 yılında Vasfi Uçaroğlu tarafından Berkant'ın yanına solist olarak seçilmesiyle başlar. Bir süre sonra hayatlarını da birleştirecek olan Akkor-Uçaroğlu ikilisi, (Berkant'ın "Samanyolu" ile en tepeye kurulmuş olması nedeniyle de) onlarca gazino çalışması yaptı ve bu çalışmalar Akkor'un ilk plağının büyük bir heyecanla beklenmesine sebep oldu. Tıpkı Berkant gibi, Kamuran Akkor'u da kanatları altına alan ünlü söz yazarı Sezen Cumhur Önal, Akkor'un ilk plağı için Enrico Macias'dan bir şarkı seçer ve şarkıyı "Aşk Eski Bir Yalan" haline getirir. 1968 yılında yayınlanan bu ilk plağın büyük bir ilgi görmesi üzerine, Akkor-Önal ikilisi, tamamını Sahibinin Sesi'nin yayınladığı epeyce 45'lik yapar. Bu plakların ("Kime Niyet Kime Kısmet" ve "Seni Beklerim Öptüğün Yerde" gibi) bir bölümü, "Aşk Eski Bir Yalan" ile başlamış tırmanışın devamını sağlar ve Akkor'un yerini sağlamlaştırır. Ama asıl fırtına, bir yıl sonra sonbaharda kopacaktır. Bu sıralarda, Akkor'un "Reyhan" 45'liği yayınlanır ve bu şarkı Akkor'un sesinden bütün memleketi dolaşır. Akkor'a bütün kapıları açacak olan "Reyhan", şarkıcıya baş ağrısı da getirecektir ama. Sezen Cumhur Önal, Akkor ile anlaşması olduğunu söyleyerek, bu anonim ezgiyi plak yapan Akkor ile çalışmasını askıya alır.
BİR TESELLİ VER
İşin bundan sonrası ne Önal'a ne de Akkor'a yarar sağlar. Kısa bir kararsızlık döneminden sonra her iki isim de birbirine sırtını döner ve işe kaldıklerı yerden devam etmek isterler ama bu ayrılık her ikisine de uğur getirmez. Akkor, Sezen Cumhur Önal'ın yerine, ilk elde en yakın rakibi Fecri Ebcioğlu'nu ikame etmeye karar verir. "Kalbim Seninle Dolu" ve "Aşka Paydos" gibi Ebcioğlu şarkılarından sonra Akkor, plak yapmak için Orhan Gencebay şarkıları seçer kendisine. Bu kararın hemen ardından Sahibinin Sesi piyasadan çekilme kararını verir ve Akkor, bir anda kendisini (ortakları arasında Orhan Gencebay'ın da olduğu) İstanbul Plak çatısı altında bulur. Bu yeni dönemi "Bir Teselli Ver" gibi çok satan bir plak ile açan şarkıcı, biraz farklılaşmak, biraz zamana uymak üzere girdiği bu yoldan bir daha çıkamaz ve zamanla pop yapmayı unutarak kendini tamamen arabesk ezgilere kaptırır. Zaten zaman da değişmiş ve çoğunluğun talep ettiği müzik başka bir müzik olmuştu. Bu nedenle, (hemen "Reyhan" sonrası bile Suat Sayın şarkıları seslendirmiş olan) Kamuran Akkor'un kararı, o dönem için hiçbir risk taşımaz. Ama şarkıcı, işin sonrasında bambaşka tehlikelere göğüs germek durumunda kalır. 12 Eylül günlerinin nihayete ermesi üzerine başlayan pop müziğine talepten Kamuran Akkor en ufak bir pay kapamaz. Akkor, artık bir pop şarkıcısı olarak kabul görmemektedir...
KÖTÜ KAYITLAR
Coşkun'un yeni yayınladığı "Reyhan" adlı diskte, hem pop hem de pre-arabesk devreden örnekler yer alıyor. Şarkıların ortak noktası, kötü ya da yetersiz kayıtlardan diske aktarılmış olmaları. Eldeki kayıtların iyileştirilmesi için hiçbir çaba harcanmamış ve şarkılar, daha önce yayınlanan kasette nasıllarsa öyle geçmişler diskin üzerine. Ama şüphesiz, şarkıların bu halleri bile hiç yayınlanmamalarından daha iyidir. Herkesten, bir Odeon gibi bu konuda çok titiz davranmasını, şarkılara yeniden hayat vermek için stüdyolarda saatler harcamasını beklemek mümkün değil. Gün gelecek, bu da olacak elbette, ama henüz değil. Albümde yer alan (aralarında Akkor'un seslendirdiği ilk Orhan Gencebay şarkılarından olan "Yalnız Beni Sev Demiştin" ve "Sevgilim Dinle"nin de olduğu) 15 şarkının bitiminden sonra, bir de (albümün kapağında sözü edilmemiş) bir 'saklı' bölüm var. "Makaram Sarı Bağlar", "Karadır Kaşların", "Yar Saçların Lüle Lüle" ve benzeri birkaç türkü ya da şarkıdan oluşan bir 'potpuri' yer alıyor bu bölümde de... İyi olmayan bir kapağa ve yetersiz kayıtlara rağmen Kamuran Akkor hayranlarını memnun edecek bir albüm bu. "Dağlar kızı Reyhan"a yeniden kavuşmak az şey değil. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:33 pm | |
| KIVIRCIK ALİ 11.10.1968 Tokat Turhal Doğumluyum. Kivircik Ali Ilkokul”u Tokat”a Bağli Turhal Ilçe”sinin Erenli Köyünde Okudum.
Okul Yillarim Da Hem Akilli çalişkan Ve De Birazda Yaramaz Bir çocuktum. Orta Lise Ve üniversiteyi Maalesef Maddi Imkansizliklardan Dolayi Okuyamadim. Zaten Bizim Köyde De Bu Okullar Yoktu. Ama Bende Ilkokuldan Sonra Demeyim De Ilkokuldan 3. Siniftan Itbaren Bağlamayla Taniştim.
Babadan Kalma Bir Bağlamaylla Ama Oda Bir Kaza Sonucu Kirildi Ve Yenisini Yaptirdik. Tarih Olarak Hatirladiğim Kadariyla 1979 Daydi.
Işte Böyle Süre Gelen Zaman, Beni 1983^”te Istanbula Kadar Getirdi. Sonrasi Ise Iyi Hocalarla Ve De Iyi Müzisyenlerle Taniştim.
Türkülerimiz Ve Kültürümüz Adina Iyi şeyler Yapmak Için Halk Müziğini Seçtim Zaten Başka Bir Müzik Dali Seçemezdim. çünkü Türkülerle Doğduk, Türkülerle Büyütük Ancak Türkü Söyleyebiliriz.
Bunun Yani Sira Müziğin Evrenselliğine Inanan Biri Olarak Tüm Müzik Türlerini Dinlerim.
Tabiki Yeni Besteler, Derlemeler De Yapiyorum. çocuklara Mesajim Ben şunu Söylemek Isterim.
Ben Okumanin çok Yararli Ve Faydali Olduğuna Inaniyorum. Ben Ilkokulu Zor Bitirdim. Imkanlarim Doğrultusun Da Ama Imkanim Yani Maddi Olanağim Olsaydi Okurdum. şimdiki çocuklar çok şansli Neden Derseniz Az Da Olsa Onlara Yeterli Imkan Sağlaniyor. Bunun Içinde Derslerine Gerektiğinden Fazla çalişip Geleceğimize Işik Olsunlar, Onlari çok Seviyorum.
Yaşamlari Boyunca Sağlik Ve De Başarilar Diliyorum. Sevgiyle Ve Türküyle Kalin.....
Ali özütemiz(kivircik Ali) |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:34 pm | |
| KİBARİYE 'Manisa'nın Akhisar ilçesinden İzmir Sahnelerine oradan İstanbul''a ve derken tüm Türkiye''ye mal olmuş bir ses bir yorumcu. 1980''lerde İzmir sahnelerinde çalışan Kibariye o yıllarda İzmir fuarına gelen tüm sanatçıların dikkatini çeker. Bunlar arasında Muzaffer Özpınar''da vardır. Ünlü bestekar sanatçıyı o zamanlar İstanbul''da Stardust gazinosunu çalıştıran Turgut Akyüz''e anlatır. Rahmetli Turgut Akyüz Kibariye''yi dinlemek ister. İzmir''den İstanbul''a gelen Kibariye''nin kaderi de böylece değişmeye başlamış olur. Gazinocu Turgut Akyüz tarafından çok beğenilen Kibariye Stardust gazinosunda sahne almaya başlar.Kibariye çok kısa sürede gerek sesi, gerekse yorum her şeyden önemlisi de doğallığıyla tüm meydanın dikkatini çeker. Böylece bir teklif yılbaşı gecesi (1980) TRT Televizyonundan gelir. Kibariye''nin yaşamını birden bire değiştiren yeni hayat başlamış olur. Kibariye Kimbilir adlı parça ile çıkış yakalar ve 1980''lerden 1990''lara 21. Kaset yapmasını sağlar. Halkın Kibariye''ye gösterdiği yoğun ilgi çeşitli gazinolarda gece klüplerinde Anadolu ve Avrupa turnelerinde çalışması sağlar.Bu çıkış Özel TV kanallarının da ilgisini çeker. İlk show Darısı Başınıza isimli evlendirmeyi konu alan eğlence programı ile Kanal 6 ile başlar, daha sonra Eğlen Coş İşte Kiboş ismi ile ATV''de devam eder daha sonra İnter Star''da Kibariye Show ile ve de son olarak TGRT''de yapılan program ile sona erer.Kibariye''nin bugüne kadar çalışmış olduğu şirketler Atlas Plak-Sembol. Sırasıyla Bayşu Plak-Makro Müzik ve de son olarak PRESTİJ MÜZİK. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:35 pm | |
| MAHSUM KIRMIZIGÜL 1969 yılında Bingöl'de doğdu. 22 çocuklu bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı''''nda müzik öğrenimi gördü. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan sanatçı ilk albümü Alem Buysa Kral Sensinle müzik dünyasına bomba gibi düştü ve listelerin zirvesine oturdu.
Daha sonraki Bebeğim, İnsan Hakları ve Sevdalıyım hemşehrim adlı çalışmalarında aynı başarıyı tekrarladı. 1998 yılında çıkardığı Yıkılmadım adlı albümü ile geçtiğimizi yıla müzikal anlamda imzasını atan Mahsun Kırmızıgül 1999 yılının ilk aylarından itibaren yeni projeleriyle dopdolu bir yıl geçirmeye hazırlanıyor. Yıkılmadım adlı albümü için şimdiye kadar iç klip (Belalım, Herşeyim Sensin, Yıkılmadım) çekti. Bu albüm şimdiye kadar 2.000.000 adet sattı. Bu rakam yasadışı yollardan yapılan korsan kasetlerle 4 milyonu aşıyor… Basit bir hesapla her albümün beş kişi tarafından dinlediği gerçeğini varsayarak Mahsun Kırmızıgül''''ün 20 milyon gibi ciddi bir dinleyici kitlesine ulaştığını görürüz.
Sanatçının çıktığı Anadolu turnesinde meydanlara topladığı yüz binler bunun somut bir göstergesi Gittiği bütün şehirlerde 7 den 70 yaşlısı gence herkes onun şarkılarını ezbere biliyor. Şimdiye kadar 20 ili gezen sanatçı 2000yılına kadar 60 ilde de konser vererek yeni bir rekora imza atacak.Mahsun Kırmızıgül 1998 Kral TV Video Müzik ödüllerinde halkın verdiği oylarla üç ayrı dalda aldığı ödüllerle star olduğunu kanıtladı. Yılın Fantazi Müzik dalında yılın sanatçısı seçilirken milyonlara mal olan Yıkılmadım Ayaktayım adlı şarkısı da yılın şarkısı seçildi.1998''''in en çok satan albümü ise yine sanatçının 2 milyona varan Yıkılmadım adlı albümü idi.
Mahsun Kırmızıgül üç ayrı dalda ödül alarak 1998-1999 yılına damgasını vurdu. Sanatçı ayrıca aynı yıl içinde Türk Halk Müziği dalında Altın Kelebek ödülünü alarak yılın sanatçısı seçildi, Magazin Gazeteciler Derneğinin geleneksel ödülünde ise yine yılın sanatçısı seçildi.1984 1999Aradan 15 yıl ve son 5 yıldaki baş döndürücü yükseliş 15 yıl süren bu kavga sonunda, polisinden jandarmasına, yaşlısından emeklisine, evli kadınına, simitçisine, boyacısına, sosyetesine kadar her kesimden insanın dilinde bir Mahsun Kırmızıgül ezgisi dolaşıyorsa ünlü sanatçının bu bitmek bilmeyen enerjisi ve azmi ile verdiği kavgayı göz ardı etmemek gerekiyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:35 pm | |
| Müslüm GÜRSES
1953''ün 7 Mayıs günü Şanlıurfa''nın Halfeti ilçesi''nin Fıstıközü köyünde Dünyaya Merhaba Der Müslüm Akbaş. Evet Evet Yanlış Duymadınız Müslüm Gürses Müslüm Akbaş olarak dünyaya gelir ve daha sonra Gürses Soy ismini alır. Babası Mehmet Akbaş Annesi Emine Akbaş Kardeşleri Ahmet ve Zeyno ile Zor koşullarda hayat mücadelesi vermektedir o zamanlar. zaman zorluklarla karşılaşmaktan yılmamıştır. Bugün, Ve gün gelir gurbet yolları onlarada görünür. Adana yollarına düşerler.
Bir umut rahat yaşama uğruna Adanaya yerleşirler.
Ve burada Annesi Emine Akbaş Hasta düşer. Gerçektende ciddi bir rahatsızlıktır bu. Günler Birbiri ardına geçerken Müslüm Gürses önce annesi Emine Hanımı ve daha sonra Kardeşi Ahmet''i Kara toprağa koyar. Artık yaşam Müslüm Gürses için Dahada zordur. Asıl Mesleği Terzilik olan Müslüm Gürses zaten içine kapanık bir kişiyken yaşadığı bu acılarla dahada içine kapanık bir yaşama bürünmüştür.
Hayatının her döneminde olduğu gibi yine tek dostu tek sırdaşı müzik olmuştur. 1968 yılında Yaşadığı Adana''da çay bahçesinde ses yarışması düzenlenir. Bu yarışmaya katılmayı çok isteyen Müslüm Gürses Baba engeli ile karışlaşır. ama bu yarışmaya katılmak gereklidir. Bit pazarına koşar Müslüm Gürses kendine bir kıyafet alır. Ve yarışma gününü beklemeye başlar. Ve yarışmanın yapılacağı bir gece evveli Baba Mehmet Akbaş oğlu Müslüm''ün yarışmaya gitmemesi için uyurken saçlarını kesmesi bile engel olamamıştır Müslüm Gürses''e. Yarışmaya katılmıştır. Ve o Ses yarışmasından birinci olmuştur. Gürses olan Soy isminide o zamanlar almıştır.
Bir müddet o çay bahçesinde çalışmış daha sonra yine asıl mesleği olan terziliğe geri dönmüştür. Küçük terzihanede ekmek parasını kazanırken o meşhur şarkısında söylediği gibi Talih Kuşu Bir Günde Şaşırır Bize Konar Sözü gerçek olmuştur. Talih kuşu şaşırmış Müslüm Gürses''i o terzihaneden alıp bizlere getirmiştir. Mehmet isminde arkadaşı alır birgün Müslüm Gürses''i bir gazinoya götürür. Çünkü o gün o gazinonun assolisti Sadık Altınmeşe hastalanmış ve sahneye çıkamayacaktır. Mikrofon Müslüm Gürses''i beklemektedir. Müslüm Gürses o mikrofonu eline alır bir dahada asla bırakamaz.Morg''dan plakçılar çarsısına;
Tarsus - Adana yolunda bir araba kaza yapar. Şoför ölür, yanındaki taşralı delikanlı ise öldü zannedilip morga kaldırılır. O Delikanlı Müslüm Gürses''tir.
Konserlerimden fikren mağlup birileri çıkıp kendini paralıyor, çiziyor, kesiyor... Oysa müzik gökten inen bir melektir. Neden yapıyorlar anlamıyorum. Beni buna neden alet ettiklerini de hiç anlamıyorum...
MÜSLÜM GÜRSES
70''lerin ortalarıydı.... Şöhretin kıyısına adım attığı yıllar... İlk plağını henüz doldurmuş, acılı hayatlarla yeni yeni tanışmıştı; acılı hayatlar''da onunla...
O günlerde, ne yüzbinlik gülhane konserlerinin yıldızıydı ne de jiletli fanatiklerin kahramanı... Arabesk Yıldız Avcısı Yeşilcam yapımcılarının da dikkatini çekmemişti henüz. Unkapanı''ndaki arabesk müzik piyasasının Şöhrete Giden Yolu Arayan genç yeteneklerinden biriydi sadece. Sık sık Anadolu turnelerine çıkıyor, kalabalık kadrolu konserlerde, özel yorumu ve sahne sıcaklığıyla sivrilmeye çalışıyordu kendince. Bir Gece... Evet, yorgun ve uykusuz geçen turneler sonrasında bir gece vakti, Tarsus - Adana yolunda içinde bulunduğu otomobil paramparça olur. Direksiyon başında uyuya kalan şoför, kaza anında ölmüş, kendisi ise gözlerini morgda açmıştı!... Evet, evet... Çünkü başı ve vücudu o kadar darbe almıştı ki bu yüzden öldü diye morga kaldırılmıştı.
Ancak son anda farkedilip ameliyata alınmış, un ufak olan alın kemiği adeta yeniden yapılmıştı. İşte... Bu kazadan sonradır ki hayatında çok şey değişti.
Bir anlamda ölümün soğukluğunu hissedip yeniden yaşama dönen bu genç adam için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık...
Kulağı az işitecek, yavaş konuşacak, koku alamayacak hatta en güzel kokuyu bile ispirtodan ayırt edemeyecekti. bu arada günlük yaşamında çok dikkatli hareket etmek zorunda kalacaktı. Yani, kafasına alacağı en ufak darbede kör kalma hatta ölüm korkusuyla yaşayacak; Üstüne üstlük, hiç dinmeyen baş ağrıları hayatı boyunca onu terketmeyecekti... İşte belki de o kaza günlerinden kalmadır ki hep kader diyecek, hep keder diyecek, hep ölüm diyecek, hep acılardan bahsedecek, sahnede de hep ağır takılacaktı!...
Ve belki''de tüm bu kederli ve kaderli şarkılar sonucunda varoşlardaki kaybedenlerin sesi olacaktı. Hasta Düştüm Allahım,Ulu Tanrım Bu Ne Çile diyecek, Bu Kadar İşkence Günah diye haykıracak Yeter Tanrım Yeter diye yakaracaktı. Tüm bu şarkılar, ağır hasarlı bir trafik kazası kurbanının ifade biçimiydi aslında. Hep damardan dile getirdiği ifade biçimi...Öyle ya yıllar sonra
Aklımdan çıkmıyor veda edişin, Bütün Duygularım Ağır Yaralı, Beni Kalbimden Vurdu Veda Edişin, Bütün Duygularım Ağır Yaralı
diye yorumladığı bir şarkıda acıları kayda geçirecekti zaten; Müslüm Akbaş olarak hayata başlayan, Müslüm Gürses diye devam edip giden Müslüm Baba!... Evet...Seven de sevmeyen de farkında, o kaybedenlerin şarkılarını söylüyor, kaybedenlerin ve daima kaybedecek olanların...
Onun Sihrini ne sosyologlar, ne sosyal psikologlar, nede müzik araştırmacıları çözebiliyor. Hoş, o da bilmiyor ya, kaşla göz arasında parıldayarak uçan jiletin damarla buluşmasındaki sırrı. Ölüm ve kederi harmanladığı şarkılar da söylüyor; neşeyi, umudu aktaran şarkılar da!Ama sonunda hep o eziklerin sesini kente fısıldıyor. Yıllar var ki baba lakabını etiketine eksiksiz işliyor, seyircisinden hem korkuyor, hem alkışı bekliyor, şarkılarını damardan okuyor, kimi zaman yaşam biçimi müziğini dinleyenlerle örtüşüyor, ama bazen de fire verip dinleyicisini kaybettiği oluyor. Desğiştiği hatta medyatikleştiği öne sürülse de yeni kentlinin müziğini yapmaya devam ediyor.!
Evet, şimdi hikayemizi ön yargılarımızı beyninizin gizli kapaklı bir köşesine atarak ve ne savcı ne de avukat olmadan dinleyin!
KİM BU ADANALI ÇOÇUK?
Ülkenin kentleşme rotasının çizildiği 60''lı yılların sonu. O dönem büyük kentlere göç desteklenmiş, hatta seferberlik haline dönüşmüştür. Onlar, yani göçedenler; bu durumdan memnundur ilk başlarda. Öyle ya; kentli olmak; modern hayatın ışıltıları ve çoçuklarına daha iyi bir gelecek demekti. Ama bu kahrolası kentin içinde kaybolup gitmek de vardı. Çünkü, çoğu zaman ne iş vardı ne aş, nede insanca yaşam olanakları... Bu yüzdendir ki durmaksızın kederlenen hayatlar çıkacaktı ortaya! İşte bu dışlanmışlık, bu bir türlü suyun üzerinde duramama hali, kendi tesellisini yaratacaktı. Hem de bir müzik akımı ve yaşam biçimiyle...İşte, büyük kentlerin monoton yaşamının değiştiği, dış mahallelerden içe doğru canlılığın başladığı bu tarihlerde, 19696''da... Müzikçiler çarşısında bir ses yükselir... Ses, yaralı gönülleri çelmektedir; Sevda Yüklü Kervanlar, Senin Kapından Geçer... Herkes birbirine sorar, kim bu? Sesin Sahibi Adanalı Delikanlı Müslüm''dür. Plağın satışı, bir anda Üç yüz Bine ulaşır, bu satış, müzikçiler çarşısıs için beklenmedik, dudak uçuklatan bir rakamdır... BÜYÜK AŞKI MUHTEREM NUR
Hem nasihatleriyle hem de sanki onlardan biri olma haliyle. Evet nasihat eder; Mesela, Aldanma Çoçuksu Mahzun Yüzüne, Mutlaka Terkedip Gidecek Bir Gün diye. Müslüm Gürses şarkıları artık bütün Anadolu''yu sarmıştır... Yalnızlar, kayıplar, kasabalılar, karşılıksız kenar mahalle sevdalıları, dertliler, kederliler, Müslüm''ün sesi ve sözleriyle kendilerinden geçer. Peki Gürses''mi dinleyiciyi yaratmıştır, dinleyicimi Gürses''i? Bu sorunun yanıtı şarkı sözlerinde gizlidir.
Kentin içinde yolunu bulamayanların kederini, öfkesini taşır bu sözler. ama şarkılarda ve sahnedeki duruşunda kabullenme ve boyun eğme de vardır. Öatışmalar, çelişkiler, aşk üzerinden dillendirilir... Kız zengindir oğlan fakir, bu yüzden kavuşamamıştır. Ya da tam tersidir. Kırık, dökük bir sevdadır anlatılan, ama ihanet hep öteki taraftan gelir, yani zenginden, yani kentin anahtarını elinde tutandan. Müslüm Gürses Repetuarı, isyanı, kahrı, acıyı, aşkla tamamlamaya çalışan ama bunu yaparken biraz daha acı çoğaltan şarkılardır.
Büyük Aşk''ı Muhterem Nur
Ve sonunda kendisi de aşık olacaktır. Hem de onca şöhrete, kalabalıklara rağmen. Üstelik''de daha çoçukluğunda, hiçbir filmini kaçırmadığı bir sineme yıldızı olan Muhterem Nur''a... Müslüm Gürses''le Muhterem Nur bir Malatya turnesinde tanışırlar. Muhterem Nur Radyolardan Müslüm Gürses''in Ben Senin Kulunmuyum Şarkısını Severek Dinlemektedir. Ve bir gün yolları Malatya turnesinde kesisir. Gerisini Gelin Muhterem Nur''dan Dinleyelim ;
Onu tanımıyordum. ancak radyolarda dinler Ben Senin Kulunmuyum Şarkısını Bilirdim. Turnede benden sonra sahne almasına bozuluyordum. Hatta kızdırmak için halkın arasından kırıta kırıta yürüyordum dikkati kendime çekeyim ona bakmasınlar diye. Ama pek öyle olmuyordu. Müslüm Gürses Sahneye çıkınca herkes kendini yere atıyordu. Ve birşeyler yapmak zorundaydım bizi birbirimize bağlayacağını bilmediğim o olayı yaptım. Müslüm Gürses''in Repertuvarından bir şarkı okudum. Ve Sahneden indiğimde bir tartışma bir kavga içinde buldum kendimi ve sonunda yüzüme yediğim bir tokat. ve şimdi burdayız.
Muhterem Nur''a Göre Müslüm Gürses :
Bana hayatım boyunca hep ver dediler. etrafımda hep menfaatçi insanlar oldu. Hiç bir zaman almadan vermesini bilen insan görmedim. Karşıma çıkmadı. Ancak Müslüm Gürses Farklıydı. Bana Bundan sonra çalışmayacaksın evinin kadını olacaksın. Ben getireceğim beraber yiyeceğiz Diyen Tek İnsandır.<br> Ya Peki Müslüm Gürses''e Göre Muhterem Nur :
Bana şu anda hayranlarım BABA lakabını uygun görüyorlarsa bilinsinki bu Muhterem hanımın sayesindedir. 1983''ten beri mutlu bir evlilik sürdürüyorum. Muhterem hanım Benim canımdan çok sevdiğim değerli bir insan. Onunla beraberliğim ömrüm boyunca devam edecek. Müzik çalışmalarımın yanı sıra bana her konuda destek olan vefakar insan için yaşıyorum. Onunla birlikte müzikte kalite ve sevgi kazanıyorum. Benim giyim ve kuşamımla ilgilenmenin yanı sıra menajerim, halka ilişkiler, danışmanım, sekreterim kısaca herşeyim. Ona çok şey borçluyum. Kendisine olan sevgim ve saygım sonsuz bir aşktır. Benim defterimde hiçbir zaman kıskançlık yoktur Güven vardır. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:36 pm | |
| ONUR Harika çocuk Onur 1982 yılında İstanbul''da doğdu. Üç kardeşin en küçüğü olan Onur müziğe 1991 yılında sahnelerde şarkı söyleyerek başladı. 1996 yılında Prestij Müzik sahiplerinden Mahsun Kırmızıgül ile tanışan sanatçı okulu ve müziği birlikte devam ettirmek şartı ile 1996 yılında profesyonel olarak ilk albümü Bir Seni Özledim i Prestij Müzik etiketiyle çıkardı. İyi bir tirajı ilk albümü ile yakalayan Onur aynı zamanda küçük yaştaki olgunluğu ve mütevaziliği ile büyük küçük herkesin sevgilisi oldu.
Daha sonra ikinci albümü İlk defa-babamı geçtiğimiz yıl içinde çıkartan Onur halen Yunus Emre Koleji son sınıf öğrencisi.. En büyük idealinin liseden sonra Konservatuara girmek olduğunu söyleyen Onur Sarıkaya, Müzik dünyasında iyi bir yere gelerek kalıcı bir sanatçı olmak istiyorum şeklinde konuşuyor. Okulu ile birlikte müzik çalışmalarını da sürdüren Onur Sarıkaya özellikle halk konserleri ve yardım amaçlı konserlere çıkmayı tercih ettiğini de sözlerine ekliyor.. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:36 pm | |
| ORHAN GENCEBAY 'Orhan Gencebay''ın yaşamında iki doğum tarihi vardır... Birincisi 1944 yılının 4 Ağustos''unda sıcak bir öğle vakti ilk soluk. İkincisi ise müziği kanında, duygularında solukladığı an. Müzik yaşantısına altı yaşlarında babasının eğlensin diye aldığı mandolin ve kemanı çalarak başladı. Bunlar daha çok batı aletleriydi. Hocası viyolanistti, çok iyi öğrenim yapmış birisiydi... Kırım Türklerindendi ama Samsun''da berberlik yapıyordu. Küçük Gencebay yetenekliydi, kısa zamanda notayı öğrendi.
Ancak gözü Halk müziğindeydi. Yedi yaşında iken bağlama ile tanıştı. 12 yaşına geldiğinde artık tamburda çalıyordu. Şarkı söylemiyordu ama müziğin felsefesini tanımaya çalışıyordu. Konservatuar sınavlarına girdi, kazandı ve bir süre devam etti. Ancak aradığı ve düşlediği müziği bulamadığı gerekçesiyle ayrıldı. Ardından Ankara Radyosu sınavlarına girdi 20 yaşındaydı. Sınavları iftiharla kazandı, Halk Müziği''ni tercih etmişti.
Müzik aletleri içinde ona bağlama kadar yakın gelen yoktu. Sınavları kazandığı halde usulsüzlük yapıldı diye radyoya girmedi. İki yıl sonra İstanbul Radyosu''nun sınavlarına girdi, onu da iftiharla kazandı, 10 ay TRT''de çalışıp ayrıldı. O sıralar çeşitli arayışlar içindeydi ve bütün sorunda buydu zaten. Var olan müziğin yapısından tatmin olmuyordu. Türk müziğin''de çok iyi malzeme vardı, çok iyi yerlere gelmesi mümkündü. O yıllarda böyle düşünüyordu.
TRT''den ayrıldıktan sonra babasının da işlerinin bozulması üzerine yeniden Samsun''a dönen, ne var ki içindeki müzik tutkusu her geçen gün biraz daha yoğunlaşan Orhan Gencebay çalışmalarını bu kez İstanbul Plakçılar Çarşısın''da yoğunlaştırdı. Söz yazarı, besteci, yorumcu, bağlama sanatçısı olarak zirveye doğru uzanan bir maratona başladı. Sanatçı henüz şarkıcı olarak tanınmadan önce de bir çok bestesiyle şöhret olmuştu. Sevemedim Kara Gözlüm , Koca Dünya, Sabır Taşı adlı besteleri, besteci Orhan Gencebay''ın tanınmasına yetmişte artmıştı bile. Hatta Sevemedim Kar Gözlüm adlı bestesi rekor kırmış 45 sanatçı tarafından plak yapılmıştı.
Orhan Gencebay ses sanatçısı olarak adını ilk kez Başa Gelen Çekilirmiş adlı 45''lik plağı ile duyurdu ve hemen ardından Derdim Dünyadan Büyük adlı plağı geldi. 1969 yılında Bir Teselli Ver''in satışını katlayarak kırdığı rekor nedeniyle çalıştığı plak şirketş tarafından Altın Taç ile ödüllendirildi. 1978 yılında yaptığı Yarabbim adlı plağı yurt içinde ve dışında yaptığı satışlarla rekor kırdı.
Orhan Gencebay 1971 yılında İstanbul Plak''a ortak olmuş ve ilk plaklarının büyük çoğunluğu bu firmadan çıkmıştı. Sanatçı daha sonra merhum Yaşar Kekeva ile ortak olarak Kervan Plak şirketini kurdu ve kardeşi Burhan Gencebay ile birlikte çalışmalarını burada sürdürmeye başladı. Yaşar Kekeva Kervan Plak''tan ayrılıp kendi adını verdiği plak şirketini kurunca Kervan Plak Orhan ve Burhan kardeşlerin ortaklığı ile bugünlere geldi.
Orhan Gencebay''ın ilk evliliğini yaptığı Azize Gencebay''dan Altan adını verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Daha sonra oğlunun annesinden boşanan sanatçı Tanrı katında eşimdir dediği Sevim Emre''yi kendine hayat arkadaşı olarak seçti. 1974 yılından bu yana birlikte olan ünlü çift çeyrek yüzyıla yakın bir zamandır beraberliklerini büyük bir uyum ve mutluluk içinde sürdürüyorlar.
Ünlü sanatçı şimdiye karar 35 tane Yeşilçam filmi çevirdi. Sayısız filme müzik direktörü olarak imza atan Orhan Gencebay''ın kendi firmasından çıkan 25 albümü bulunuyor. 28 yıllık sanat hayatında plak ve kaset olarak 50 milyonu aşkın bir sayı ile erişilmesi güç bir rekoru elinde bulunduruyor. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:37 pm | |
| ÖZCAN DENİZ Özcan Deniz sanat hayatının ilk yıllarından itibaren başından geçenleri kendi kalemiyle dile getirdi.. Ünlü sanatçının duygularını kendi ağzından dinleyelim dilerseniz “Bunları yazmak basın bültenimde hiç yoktu ama nedense bu gece farklı duygular içindeyim ve kesinlikle uykum yok. Hayatım gözümün önünden geçiyor bende bir kağıt, kalem alıp duygularımı yazmak istedim. Şu an sabahın 4’ü salondayım, CD’de “ENGLISH PATIENT” ‘in duygulu müziği... Ve ben Düşünmekteyim. Nereden nereye diye... 13 yaşımda evden büyük hedefler uğruna ayrılmamdan tutunda bugün eve gelirken satıcı çocuğun yanlışlıkla beni tanımayıp, camını tıklayarak “ Abi Özcan Deniz’in son kaseti çıktı. Çoban Yıldızı almak ister misiniz “ dediği ana kadar yaşamaktayım bu gece bütün yaşadıklarımı. İzmir’de yerin dibinde bir pavyon ben sahnedeyim. Yaşım küçük olduğu için çalışmam yasak ve ben sahnedeyken pavyonu polis basıyor hemen şef garson sahneye fırlayıp beni yaka paça indiriyor. Bulaşık haneye sokup bana bulaşık yıkatıyor. Polis gittikten sonra ben yine sahnedeyim.
16 yaşında ilk kez aşık oldum Antalya’da çalıştığım pavyonun dansözüne. Adı Dilara’ydı yaşı 24 yada 25. Hiç cinsel beraberliğimiz olmadı ama beraber yatardık. Onu çok kıskanırdım o sahnedeyken ona para takmak bahanesiyle dokunan insanları vurasım gelirdi. 16 yaşımdan sonra artık resmen 8 kişiye bakan 4 kardeşini okutan ve kendine bir çorap bile alamayan bir adam olmuştum. Bir sahne kostümünü tam 5 yıl giydim artık kolları dirseğimde kalıyordu. Zaten yırtılmaya başlamıştı bende attım. 18 yaşımda İstanbul’a ayak bastım bu dev metropole ilk kez geliyordum ve burada yaşamak için hem çok küçük, hem kimsesiz, hem parasız, hem de tecrübesizdim. Birkaç akrabam vardı ama hayırsız çıktılar. Tepebaşı’ nda Pahama otele yerleştim, hala duruyorsa bilmem ama o zaten çok eskiydi. O kadar eskiydi ki 3.kattaki odamdan baktığımda resepsiyonu görüyordum. Etraf nataşalar ve raconcularla doluydu alışıktım bu ortamlara ama yinede ürküyordum. Çünkü fazla tahsilim yoktu, hayat denen okulu bütün acımasızlığıyla okuyor bir sonraki sınava hep hazırlık yapıyordum.
Unkapanı ‘nı ben daha değişik hayal ederdim. Ve şansımı deneme zamanı. Kapılar yüzüme kapanıyor, umutlarım yıkılıyordu. Ben ise yeni tanıdığım insanlarla şansımı zorluyordum. Düğün salonları falan filan. Artık aileme de kendime de bakamıyordum otelden de ayrıldım. Elimde valiz beş parasız İstanbul’un göbeğinde kalmıştım. Bir yolunu bulup yeni tanıdığım insanların sayesinde Almanya’ya München’e gittim hayatımın en kötü günleri başlıyordu. Bilmediğim bir ülke bilmediğim bir dil ve tanımadığım insanlar. Bende ise engel olamadığım bir hırs ve inanılmaz korku...Ve bir o kadar da cesaret.. Artık gerçekten geri dönemezdim. Açlık, evsizlik, ihanet, darbe, heyecan, ve yeniliklerle dolu 3 yıldan sonra Yaşar Yağmur sayesinde Hilmi Topaloğlu denen dünya tatlısı bir adamla tanıştım. Şimdi ikimiz için de yeni bir sayfa açılıyordu. Benim çektiklerim ve onun çektikleri 100’le çarpılıyor bir zaman tünelinde ileriye doğru hızla ilerliyorduk. Kendimi bir savaşın içinde buldum. Parasızlık bir süre daha devam etti. Bu arada Unkapanı’nın acılarını da çekmeyi öğreniyordum.
Artık uğruna kanların döküldüğü, silahların çekildiği hatırı sayılır bir şöhrete kavuşmuştum. Tam herşey sona erdi artık hedefime ulaşıyorum derken geçmişte bana bir bardak su veren insanların adisyonlarıyla karşılaştım. İşte yeni savaşın tuzakları, daha bunlardan kurtulmadan 18 ay askerlik ve bütün emekler, bütün hayaller çöpe. Ama bir şey oldu birkaç kişi hariç, çevremde bir an hiç kimse kalmadı (babam da dahil) yine sıfıra düştüm. Müziğe 3 yıl ara verdim. O üç yıl normal hayatta 50 yılda öğreneceklerimi bana öğretti. Ve dönüşüm muhteşem oldu. Yalan mı ? “ Bu çocuktan bir bok olmaz “ diyenler hatta bir bok olmam için uğraşanlar bile şoka girdi bu başarımdan dolayı. Bana bu uğurda bulunduğunuz katkıdan dolayı siz herkese sonsuz teşekkürler. Okuduğum kitapların birinde “ Kahraman İlk savaşında yenilmeyen ikinci savaşından sağ çıkmayandır “ diyordu. Ben bu savaşı kazandım. Bir sonrakini kaybedersem beni kahraman diye yazın. Her şeye rağmen yaşamayı seviyorum. Ünlü yada ünsüz.” |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:37 pm | |
| SELAHATTİN ÖZDEMİR Selahattin Özdemir 1963 yılında Adana’da doğdu.Çok küçük yaşlarda keşif edilmesiyle 10 yaşında müziğe başladı.16 yaşında kendisi için önemli olduğunu söylediği darbukayla bir çok organisazyon içersinde bulundu.19 yaşında ilk amatör kasetine imza attı.
İlk kaseti yoğun bir ilgi gördü ve profesyonel anlamda kaset yapıp daha geniş bir kitleye ulaşmak için çalışmalarına başladı.İstanbul da Burhan Bayar’ın da desteğini alarak ilk profesyonel çalışması ‘Umut Sandalı’ albümüyle müzik marketlerdeki yerini aldı albümle çok iyi bir satış başarısı elde etti.Umut Sandalı albümünde yer alan Barışsın İnsanlar,Yaşamam Artık şarkıları hit oldu ve oldukça ilgi gördü.
Bu albümle birlikte Selahattin Özdemir fanatik hayran kitlesi oluşturdu.Daha sonraki yıllarda 1987 yılında ‘Bir Kulum İşte’ albümünü yaptı.2 yıl sonra bu albümde ilk albümü kadar ilgi gördü.Selahattin Özdemir bugüne kadar 18 albüme imza attı.Her fırsatta yararlı mesajlar vermeyi kendisine kural edinen Selahattin Özdemir konserlerinde gösterdiği üstün performansından dolayı taktir toplamaya devam ediyor.Selahattin Özdemir’in sevilen ve artık Türk müziğinde klasikleşen şarkılarından bazıları şunlardır;
Eller Kadir Kıymet Bilmiyor Anne, Umut Sandalı,Yaşamam Artık,Barışsın İnsanlar,Kapına Kırmızı Bir Gül Bıraktım,Esrar Perdesi,Son Elveda,Kısmet Olmadı,Gece Olunca,Şimdi Sen Olacaktın,Hepsi Bir Yalan,Zalim,Ağla Gönül,Sen Bahçemde Açan Gül,Gelmesende Olur Artık,Gülüm,Yalan Mı Oldu,Seviyorum,Bu Kadar Sevmedim,Tanımam,Bilirsin Yaparım,Adına Türküler Yazdım,Sevmedim,Dünya Mutlu Ol Yeter,Alışacağım… |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:37 pm | |
| SİBEL CAN Türkiye`de şov dünyasının bir dönem en çok konuşulan isimlerinden olan Sibel Can, 1 Ağustos 1970`de İstanbul`da doğdu. Sibel Can, ilk ve orta öğreniminin ardından müzisyen olan babasının da etkisiyle sahnede olmayı düşlemeye başladı. Can`ın babası çeşitli sanatçılara keman çalardı. Sibel Can 14 yaşındayken dansa merak sardı. İlk olarak babasının, diğer şarkıcılarla çıktığı yurtdışı programlarına oryantal dansçı olarak katıldı. Dans konusunda oldukça yetenekliydi. Kulaktan kulağa yayılan ünü sayesinde Fahrettin Aslan tarafindan keşfedildi. Böylece Maksim Gazinosu`nun oryantal dansçısı oldu.
Sibel Can üç yıl kadar dans etti. Türkiye`nin en iyi dansözlerinden biri olarak gösterildi. Fakat Can`ın asıl niyeti şarkı söylemekti. Bu konuda ilk elinden tutan da yine babası oldu. Bu arada babasının çevresindeki birçok ustadan eğitim aldı. Ve 1988 yılından itibaren Maksim Gazinoları`nda bu kez solist olarak sahne almaya başladı. Sibel Can`in ilk albümünün yapımcılığını Orhan Gencebay üstlendi. Can, genişçe bir dinleyici kitlesi edinen ilk dört albümünde daha çok arabesk ağırlıklı şarkılar yorumladı.
1995 yılında yayınlanan `Şarkılarda Senden Yana` albümünde tarzını biraz değiştirdi. Albümdeki `Deli Yüreğim`, `Dedikodu` gibi parçalar Can`ın eski albümlerine nazaran daha çok ses getirdi. 1997 yılında ise, Serdar Ortaç`ın bestelediği `Padişah`lı albüm yayınlandı. `Padişah`la birlikte Sibel Can, Türkiye`nin en çok konuştuğu isim haline geldi. Ana haber bültenleri bile Sibel Can`sız bir akşam geçirmiyorlardı. Sibel Can bu arada albümün etkisiyle ödüller aldı, televizyon programları, televizyon dizileri yaptı. Sibel Can`ın bundan sonra çıkarıdığı albümler ise o kadar büyük etkiler yaratmadı. `Daha Yolun Başındayım`, `Sibel Can Şarkıları` adlı albümler piyasadaki diğer işler arasından sıyrılamadı. Sibel Can`nın ayrıca özel hayatında da birçok değişiklik oldu. Can, uzun süre evli kaldığı Hakan Ural`dan boşandı ve bir süre sonra da Sulhi Aksüt ile evlendi. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:38 pm | |
| UĞUR ARSLAN Aralık 1972 İstanbul doğumlu.
İlkokul ikinci sınıfta, sene sonu müsameresinde, tiyatro ve sahneyle tanıştı. Özel Ortadoğu Koleji''ndeki yılları, üniversite hazırlıklarından ziyade tiyatro hazırlıklarıyla geçti. Lise birinci sınıfta, eline tutuşturulan bir formdaki, gelecekte hangi mesleği seçmek istersiniz sorusuna, sunuculuk, spikerlik yazmış ancak üniversite yılları Adapazarı''nda sunuculuktan, spikerlikten uzak geçmişti. Yüksek öğreniminin ardından İTÜ Sakarya mezunu bir teknik adam oluvermişti. Hemen bir fabrikada iş buldu. Fakat kendi mizacıyla hiç uyuşmayan bu mesleğe ancak iki ay tahammül edebildi.
Daha sonra Ak Radyo''da radyoculuk ve hemen ardından, bir yıl sonra Kanal 7''de sunuculuk ve sonrasında program yapımcılığına başladı. Bu işi sevmişti ve gidişat onu gösteriyordu ki; bu meslekte kalıcıydı. O yüzden hemen bu işin eğitimini almaya karar verdi. Önce bir yıl sunuculuk, spikerlik eğitimini aldı. Ardından Amerika''da New York Film Akademisi''nde yönetmenlik eğitimi gördü. Yeni bir hayali vardı artık; bir sinema filmi çekecekti! Ne yazık ki, bu hayali biraz ertelemesi gerekiyordu. Üç yıldan bu yana hazırladığı Deniz Feneri TV programları, bir hayli vaktini alıyordu. Aslında bu iş programcılığı da aşmıştı. Ortalıkda, dönen ve her geçen gün büyüyen bir yardım yumağı vardı.
Bu nedenle sevdiği dostlarıyla biraraya gelip Deniz Feneri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği''nin kurulmasına öncülük yaptı. Bu arada Deniz Feneri, çok kısa sürede İstanbul''un ve Türkiye''nin en faal dernekleri arasına girmiş, üyeleri ve sevenleri çoktan ülke sınırlarını aşmıştı bile.
Uğur Arslan, huzur bulduğu ve mutlu olduğu işlerin peşinde koşan ve sadece gönlünün götürdüğü yerlere giden insanlardan biri... |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:38 pm | |
| ÜMİT DESEN '14 Ekim 1956’da Osmaniye’de doğdu(daha önce Adana’ya bağlıydı). İlkokul sıralarında amcasının kırık bir melodikasını bulup çalmaya başladı. Babası tarafından bu yeteneği farkedildi ve ona yeni bir melodika alındı. İlerleyen yıllarda akordiona döndü.
Daha sonra lise yıllarında org çalmaya başladı. Tayfunlar Orkestrası’nı kurdu. Bu orkestra o yörede iyi bir ün yaptı. Daha sonra lise 2. sınıfta okulu bıraktı. Ya müzik ya okul olmalıydı. Müziği tercih etti.
1976 yılında askerlik görevi için Kütahya’ya gitti. Kütahya’da orduevinde şarkı söylerken bir general onu dinleyerek Zonguldak Orduevine naklettirdi. Askerlik bittikten sonra Adana Çukurova Klübünde söylerken milli futbolcu Metin Oktay tarafından keşfedildi.
Metin Oktay’ın İstanbul’daki gazinocu arkadaşlarına tavsiye etmesi üzerine Ümit Besen İstanbul’a davet edildi. Tarabya’da Köşem Bistro’da as olarak sahne almaya başladı. Burda çalışmaya başladığı süre içinde plakçı olan hemşerisi Hüseyin Emre tarafından beğenildi ve Ahmet Selçuk İlkan ve Selami Şahin gibi güçlü bir ekiple ilk albüm çalışmasına başladı. “Şikayetim Var” adlı uzunçalarını piyasaya çıkardı.
Ümit Besen''in şimdiye kadar çıkmış kasetleri:
İKİMİZİN YERİNE DOSTLAR SAĞOLSUN YIKILAN GURUR BİR AKŞAM ÜSTÜ VAZGEÇTİM SENDEN DELİ GÖNLÜM SENİ SEVİYORUM HALK KONSERİ AŞK BURCU MÜZİKLİ BİR MASAL BİR TANESİN SEN SON ŞARKI GÖKKUŞAĞI İKİMİZ DE SEVDİK GÖRÜŞÜRÜZ YALNIZ KALDIK YAĞMUR VAR GÖZLERİMDE HADİ GİT ISLAK MENDİL ŞİKAYETİM VAR BAYRAMIN OLSUN |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:39 pm | |
| VOLKAN KONAK 1967 yılında Trabzon’ un Maçka ilçesinin Hacevera köyünde doğdu. İlk-orta ve lise eğitimini Maçka’ da tamamladı. 1983-1984 yılında İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarına girdi. 1987-1988 yılında Konservatuardan mezun oldu ve aynı yıl İTÜ Sosyal Bilimlerde master eğitimine başladı. 1991-1992 yılında master eğitimini tamamladı.
Sanat ve müzik hayatına 1987 yılında Maçka yöresinde yaptığı derleme çalışmalarını topladığı “Suların Horon Yeri” adlı müzik albümüyle başladı. Daha sonraları beste çalışmalarına başladı. Sunay AKIN, Yaşar MİRAÇ, Ömer KAYAOĞLU, Nazım HİKMET gibi değerli şairlerin eserlerini besteleyerek Volkan KONAK müziğini, tarzını belirlemiş oldu. Beste müziğinin içerisine etnik motifleri de katarak, örneği olmayan kendine özgü bir tarz yaratmış oldu. Bu tarzını 1991-1992 yılındaki “Efulim” isimli albümüyle sergilemeye başladı. Bu albüm çalışması Türkiye’ de ve Yurt dışında çok ses getiren bir çalışma oldu.
1994 yılında yine kendi eserlerini kapsayan “Gelirmisin Benimle” adlı albümü dinleyicilerin beğenisine sundu.
1996 yılında “Volkanik Parçalar” adlı albümüyle sevenlerinin karşısına çıktı. 1998 yılında ise Pedaliza albümü ile yeniden dinleyicilerine seslendi. 2001 yılında dinleyicilerine DMC bünyesinde Şimal Rüzgarı albümüyle seslendi. 2004 yılında ise “Maranda” adlı albümüyle bir kez daha gönüllere girdi.
Volkan KONAK albümünde sergilediği 50’ ye yakın besteleriyle sadece dinleyicilerinin değil çeşitli kurum ve kuruluşlarında takdirini toplamış ve ödüllendirilmiştir. Çeşitli illerin gazeteciler cemiyeti, bazı politika ve kültür dergileri ile dernekleri tarafından “Yılın Sanatçısı” ödülleri verildi. 2005 Ankara başkent grubu yılın “Altın Adam” ödülü, 2005 magazin gazetecileri “Yılın Sanatçısı”, 2005 Kral TV “Yılın Halk Müziği Sanatçısı” ödülleri verilmiştir.
Volkan KONAK bu kıymetli ödülleri almanın mutluluğunu yaşamakla beraber, halktan ve hayattan aldığı ödüllerin onurunu ise en baş köşesinde taşımaktadır.
En son VaMPiR tarafından C.tesi Nis. 19, 2008 8:41 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:39 pm | |
| YAKUP EKİN Yakup Ekin Erzincan doğumlu. Doğum günü 19 Mayıs.
Eğitiminin bir kısmını Erzincan''da, sonrasını da İstanbul''da tamamladı. İlkokul yıllarında müzik öğretmeninin Yakup Ekin''deki yeteneği görmesi ve onu okul korosuna alarak yönlendirmesi ile sanatçının müzik yolculuğu başladı.Yakup Ekin, yeteneğini geliştirmek için İstanbul''da önemli müzik ustalarından eğitim aldı ve 14 yaşında ilk kez sahneye çıktı. İstanbul''da farklı mekanlarda sahne aldığı o yıllar sanatçının ilk beste, söz ve şiirlerinin de ortaya çıkmaya başladığı bir dönüm noktası oldu.Yakup Ekin müzik çalışmalarının yanı sıra reklam sektöründe de metin yazarlığı ve tanıtım danışmanlığı yaptı.2004 yılında sanatçının ilk albümü Giderim Buralardan müzik marketlerdeki yerini aldı.Yakup Ekin, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan yeni albümü Bir Nefes ile tekrar müzikseverlerle. |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:40 pm | |
| YAVUZ BİNGÖL Başarılı müzik kariyerini sonradan oyunculuğuyla da pekiştiren Yavuz Bingöl, edebiyatçı bir baba ve müzisyen bir annenin çocuğu olarak 1964`de İstanbul`da doğdu. Bingöl, babasının işi dolayısıyla öğrenim hayatını çeşitli illerde sürdürdü. İlkokulu Kars, Ankara gibi çeşitli illerde beş ayrı okulda bitirebildi. İlkokulun ardından Ankara Devlet Konservatuarı Korno-Piyano bölümüne girdi.
Korservatuardan mezun olduktan sonra kendini sürekli geliştiren, çeşitli orkestralarla düğünlerde programlar yapan Yavuz Bingöl 80`li yılların sonunda İzmir Fuarı`nda Huri Sapan, Hakkı Bulut, Belkıs Akkale, Hülya Süer, Bergen, İbrahim Tatlıses, Zekeriya Ünlü ve Müslüm Eren gibi birçok sanatçıya bağlamasıyla eşlik etti.
Onun isminin geniş kitleler tarafından bilinmesi ilk kez 1989`da, İzmirli müzisyen arkadaşı Nihat Aydın ile birlikte Umuda Ezgi grubunu kurmasıyla gerçekleşti. Protest bir müzik yapan Umuda Ezgi, özellikle üniversite gençliği arasında büyük rağbet gördü. Yavuz Bingöl, yedi yıl Umuda Ezgi grubunda besteler yaptı, çok sayıda konsere çıktı.
Bingöl, 1995 yılında Umuda Ezgi`den ayrılarak kendi yolunu çizmek istedi. Solo kariyerine büyük bir çıkışla başladı. `Sen Türkülerini Söyle` adlı ilk albümü çok beğenildi. Özellikle `Turnalar` adlı türküyle ünlenen albüm, türkülerin yeniden geniş kitlelerin önüne çıkarılması açısından da çok önemliydi. Yavuz Bingöl bundan sonra art arda albümler yayınlamaya başladı. 1997 yılında `Baharım Sensin`, 98`de `Gülen Az`, 99`da `Sitemdir` albümleri yayınlandı. 2000 yılında Sony Müzik`le anlaşarak `Üşüdüm Biraz`ı piyasaya çıkardı. 2002`de `Belki Yine Gelirsin` albümünü yayınlayan Yavuz Bingöl aynı yıl, Ahmet Kaya anısına yapılan `Dinle Sevgili Ülkem` adlı albümde `Ayrılığın Hediyesi` adlı şarkıyı yorumladı.
Yavuz Bingöl bu arada müzisyenliğinin yanı sıra oyunculuğuyla da gündeme geldi. 1998`de `Cumhuriyet`, 1999 yılında da `Salkım Hanım`ın Taneleri` adlı filmlerde aldığı rollerle sinemaya da adımını attı. 2003`te Mustafa Altıoklar`ın `O Şimdi Asker` filminde rol aldı. Oyunculuğunun en çok konuşulduğu proje ise başrolünde bulunduğu `Zerda` adlı televizyon dizisi oldu. ChaoSTR isimli Üye şimdilik offline konumundadır ChaoSTR isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin. Mesajı Moderatöre bildir Alıntı ile CevaplaA |
|  | | ByZazaM SiTe SaHiBi


Mesaj Sayısı: 264 Yaş: 26 Nerden: SaNaNe GeLCeNMi Kayıt tarihi: 09/04/08
 | Konu: Geri: tüm santcılar a-z arası C.tesi Nis. 19, 2008 8:40 pm | |
| YUSUF HARPUTLU Elazığ’ın Palu ilçesinde doğdu. 6 kardeş (3 erkek, 3 kız). Erkeklerin en küçüğü ilkokulu Adana’da Karacaoğlan İlkokulunda okudu. Ömer Refika Halıcılar Ortaokulundan orta 2’den terk etti. Orta okul ve liseyi dışarıdan bitirmeyi düşünüyor. Müziğe 11-12 yaşlarında abisinin çıktığı gazinoda sahneye çıkıp kendisini yetiştirip kaset yapma düşüncesi vardı. Ve orada 3-4 sene sahneye çıkıp yetiştirdikten sonra demo kaset hazırladı.
Yusuf Harputlu’yu çalışmalarında o güne yalnız bırakmayan ağabeyi demo kaseti alıp İstanbul’a geldi ve ilk olarak Mustafa Topaloğlu’na dinletti. Mustafa Topaloğlu genç sanatçı adayındaki farklılığı görüp onu İstanbul’a çağırdı. Ağabeyine “Sen Adana’ya dönebilirsin artık o bizim evladımız gibidir, sizin hiç şüpheniz olmasın” diyerek Yusuf Harputlu’yu alıp evine götürdü. Kaset çalışmaları başlamıştı. Ve 2-3 ay geçmeden Hilmi Topaloğlu’nun oğlunun sünnet düğününde sahneye çıktı. Sahnede ilk olarak Havar adlı türküyü okudu. Hilmi Topaloğlu kaseti kendinin yapacağını söyledi. Yusuf Harputlu ertesi gün Prestij Müziğin sanatçısıydı. “Ahucan” adlı kaset Yusuf Harput’un ilk albümü… Genç sanatçı adayının ilk klip parçası ise “Ormancı”. |
|  | | |
Similar topics |  |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|